''Hayır, efendim: Soru sorma konusunda çok duyarlıyımdır,'' diye karşılık verdi. '' soru sormakla kıyamet günü arasında pek çok benzerlik vardır. Soru sormak bir taşı harekete geçirmek gibidir. Bir dağın tepesinde öylece oturduğunu düşünün; taş başlar yuvarlanmaya ve öteki taşları da harekete geçirir; çok geçmeden, taşlardan birini evinin arka bahçesinde oturan kendi halinde bir adamcağızın tepesine iniverir, ailesi de dımdızlak ortada kalır. Yok, efendim, ben ilkemden şaşmam: Birinin canı burnuna gelmişse ona fazla soru sormayacaksın.''
O günlerin üzüntüsünü hala anımsıyorum. Kavga edecek, direnecek, karşı koyacak hiç ama hiçbir şey yoktu. Her şey kolay, özgürlük bol...
Gece bir türlü yaşlanmak bilmiyor... Hala emekliyor; yelkovanla akrep de ilerlemiyor...