“Nihan kıldı gözlerin bana kapılarını
Oysa ben gözlerinden girerdim yüreğine
Her bakışın bir damla âb-ı zindegân idi
Hicranlı her gülüşün bin yıllık figan idi
İçime, soluşundan sonra koyu renklerin
Birer şirpençe gibi düştü gözbebeklerin
Feryadıma gök bile bigâne değil şimdi
Tuğyanım yollarını süsleyen sebil şimdi
Söyle, kurtuluşun mu, harabın mı gözlerin
Gözlerinde mi serap; serabın mı gözlerin”