Zira kimse bir maskeyi uzun süre taşıyamaz, uydurma şeyler çabucak kendi doğalarına geri döner; şöyle söyleyeyim, temelinde doğruluk yatan her şey zeminden boy atar, zamanı geldiğinde de daha büyük, daha iyi olarak ortaya çıkar.
Ordu, kendini feda eden bir ruhban tarikatı gibidir. Asker olmayan bizler, vatan savunması için yaratılan canlı kale duvarlarının önemini layıkıyla takdir edemiyoruz. Bu kale duvarlarının oluşturulduğu her bir zerre, her bir kum tanesi canlı birer insandır. Bu kum taneciklerinin her biri, gerektiğinde hayatımızı kurtarmak, geleceğimizi korumak için canını vermeye hazırdır.
İyi ya da kötü, kahraman ya da zalim fark etmez; yöneticiler halkı yansıtan birer aynadır. Onlar halkın ruhunun birer kopyasıdır, halkın içinden doğmuştur. Halk nasılsa, yöneticileri de öyledir. İşte bu yüzden eskiden beri, "Her halk layık olduğu yönetime ve yöneticilere sahip olur" denilmiştir.