Ayşe

Ayşe
@ayysekut
𓇼
psikoloji öğrencisi
Rize, 18 Temmuz 2005
88 okur puanı
Mart 2023 tarihinde katıldı
Gölge
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 11:30
Kitap sadece bir korku hikâyesi değil, insan zihninin karanlık tarafını betimleyen psikolojik bir metin. Kitabı okurken Hyde'dan korkmaktan çok, onun aslında Jekyll'den tamamen ayrı biri olmaması rahatsız edici gelebilir. Jekyll'nin toplum içinde 'saygın' görünmeye çalışırken kendi karanlık tarafını (Hyde) tamamen ayırmak istemesi dikkat çekiciydi. Fakat kitapta şunu görmüş olduk ki: İnsan kendi gölgesini yok saydıkça, o gölge daha da büyüyor. Psikoloji öğrencisi olarak kitabı okurken Freud'un bastırma kavramını ve Jung'un gölge arketipini sık sık düşündüm. Hyde, Jekyll'nin kötü tarafı değil; kabul edemediği tarafıydı. Yıllar önce yayınlanmasına rağmen kitabın hâlâ dikkat çekici olması belki de bu yüzdendir: Herkesin içinde göstermek istemediği, bastırdığı veya sakladığı bir gölge vardır. Dr. Jekyll ile Bay HydeDr. Jekyll ile Bay Hyde
Dr. Jekyll ile Bay HydeRobert Louis Stevenson · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,1bin okunma
Reklam
6/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 20:28
Dersaadet'te Dans, Engin Geçtan’ın insan psikolojisini merkeze alarak yazdığı bir romandır. Kitapta karakterler aracılığıyla insanların iç dünyası, yalnızlık duygusu, sevilme ihtiyacı ve kimlik arayışı gibi birçok psikolojik tema ele alınır. Özellikle Azize karakteri, bir insanın sevgi ve kabul edilme ihtiyacının zamanla nasıl takıntılı bir hale dönüşebileceğini gösterir. Azize’nin Zeus’a karşı geliştirdiği yoğun bağ, aslında onun görünür olma ve değerli hissetme isteğinin bir yansımasıdır. Bu durum, insanların duygusal boşluklarını bazen gerçeklikten uzaklaşarak doldurmaya çalıştıklarını gösterir. Zeus karakteri ise yaşadığı kayıplar ve travmaların ardından içsel bir yalnızlık yaşayan birini temsil eder. Onun hikâyesi, insanların travma karşısında duygularını bastırma ya da yalnızlaşma gibi farklı baş etme yolları geliştirebildiğini düşündürür. Romanın psikolojik yönü yalnızca bireysel duygularla sınırlı değildir; aynı zamanda insanların toplum içinde nasıl davrandıklarını da ele alır. İnsanların bir idol ya da lider figürüne bağlanma eğilimi, kitle psikolojisinin önemli bir örneği olarak gösterilir. Oro karakteri toplum tarafından seçilmiş sembolik bir figürdür ve insanların bir lider etrafında toplanma ihtiyacını temsil eder. Bu açıdan bakıldığında kitap, bireyin iç dünyası ile toplumun birey üzerindeki etkisini birlikte ele alır. Kitapta yoğun olarak gözlemlediğim durum 'kimlik karmaşası' oldu. Her karakter sürekli bir kimlik değişimi içindedir. Sürekli sahte bir persona yaratıp o maskeyle yaşamaya çalıştıkları görülüyor. Örneğin; Zeus'un normalde bir yas travması taşıyor olması fakat başarılı, ünlü ve sahne gücünün olduğu personasında yaşam sürmeye çalışması, Azize'nin yaşadığı travma sonrası kendi bedenine ve kimliğine yabancılaşmasıyla kendine
Psikoloji
Dersaadet'te DansEngin Geçtan · Metis Yayınları · 2021233 okunma
Puan vermedi
Yüz bir biyolojik yapıdır fakat salt bu değildir. Psikolojik, toplumsal, sosyal, kültürel, bireysel, simgesel ve tarihsel olgularda da ele alınmalıdır. Yüzler aynı basit taslak üzerinde yapılmış sonsuz sayıda çeşitlemedir. Ona bireyselliğini kazandıran ifade, mizaç ve biçim malzemeleridir. Yüz, insan var oluşunun anlam kazandığı yerdir. Herkes onda kendiyle özdeşleşir, ad kazanır ve cinsiyet edinir. Onu bir başkasından ayıran en ufak fark, her bir yüze egemenlik, bir kimlik duygusu aşılayan yepyeni bir anlamdır. ‘İnsanın biricik yüzü onun kişisel serüveninin birickliğine karşılık verir.’ Buna karşın toplumsal ve kültürel ögeler onun biçimini ve hareketlerini belirler. Yüz dediğimiz olguyu toplumsal olarak inşa ederiz. Yüze odaklandığımızda bir kültürü ve bir coğrafyayı buluruz. Bedenler artık kültürel alanını kaybediyor. Temsiller ortadan kalkıyor. Buna neden olan durumlar olarak estetik, makyaj endüstrisi ve filtreler örnek verilebilir. Baudrillard’ın hipergerçeklik kavramı insanın sanallaşmasıyla ortaya çıkan bir kavramdır. Ama artık öyle bir boyuta evrildik ki -modernleşmeyle beraber- sanallığın gerçekliğin yerine geçtiği, gerçeklik zemininin olmadığı bir evredeyiz. Protezleşen bedenler olgusu modernleşmeyle birlikte ilerliyor. Portre ve fotoğraf sadece teknolojik bir gelişme olarak değil anlam dünyası ve kültürle birlikte yüzü doğrudan gösterebilecek bir malzeme hâline gelmesi modernitenin bireyi keşfiyle ilgilidir. Bu gelişmenin ardından yüze odaklanmaya, yüze dönmeye başlandı.
Yüz ÜzerineDavid Le Breton · Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi · 201846 okunma
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2024 30. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2024 21:25
Bayılacağımı, bilgiyle dolup taşacağımı bilerekten başladığım bir kitaptı ve asla yanıltmadı. Kitapta Adler’in de konu aldığı bir mesele hakkında yazı yazmak istedim. Psikolojik çalışmalarda eleştirilen bir konu hastaların çocukluk dönemlerini odak alarak çalışmaktır. Üniversitede bir hocam da (kendi fikri olaraktan) bu durumun bazı noktalarına katılmadığını, sürekli çocukluk travmaları üzerinden ilerlemenin çok da doğru olmadığını dile getirmişti. Fakat bu konuda onunla ayrılıyoruz (hocamı çok seviyorum...) çünkü bireyin çocukluk çağında yaşadığı deneyimler kişinin temel anılarıdır, bu dönemlerde çok önemli nöron hareketleri söz konusudur. Bunlar deneyim sonucunda oluşan nöronlar da olabilir ya da budanma (nöron kaybı) da oluşabilir. Birey bu dallanma ve budaklanma süreçleri ile şekillenir. Bu yüzdendir ki bebeklik ve ilk çocukluk dönemleri bireyi yetişkin çağında 'anlamlandırmaya' ve onu 'tanımaya' çalışırken önemlidir. Aynı zamanda hastalarımızla bir terapi sürecindeyken şimdiki hayatından başlayıp sayısız izlenimlerini tekrar tekrar ele almaktansa (tabii ki bunları önemsizleştirdiğim yok) hastaların yaşam modellerini anlamalıyız. Yani ilk yaşam yıllarına, ilk deneyimlerine inilmelidir. “Ruhsal yaşam, erişkinlik döneminde de aynı temel çizgi üzerinde seyreder. İster çocukluk ister yaşlılıkta bireyin yaşam amacının aynı kaldığı görülür.”
İnsanı Tanıma SanatıAlfred Adler · Say Yayınları · 20207,7bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2024 25. kitabı
Bu kitabı kitap fuarında rastgele gezerken görmüştüm ve iyi ki de almışım. Yazarın permafrost olarak bahsettiği kavram aslında her daim donuk hâldeki toprak katmanını ifade eder. Kitapta işlediği anlam; hayatı boyunca birçok role bürünen (sevgili, dost, teyze, kız kardeş...) bir kadının tüm bu rollere rağmen kendini hiçbir yere ait hissedememesi, bu düşünce yüzünden uzun bir süre intiharı düşlemesine sebep oluyor bu onda oluşan katmanın iyice kurumasına yol açıyor. Fakat hiç planda olmayan bir gelişme sayesinde hayatta bir sorumluluğunun olduğunu anlayıp hayata daha sağlam tutunabiliyor. Bu sayede permafrost katmanı git gide eriyor. 'Hayat böyle bir şey işte, bizi çevreleyen ve kuşatan yabani bir varlık.'
PermafrostEva Baltasar · Can Yayınları · 2024318 okunma
Reklam