Romantizim akımın öncülerinden Fransız Victor Hugo'nun 1829 yılında yani 192 yıl önce yazdığı, idama mahkûm edilmiş bir yaşadıklarını bize anlattığı bir eserdir.
Victor Hugo, giyotin'in yurdu, nerdeyse her gün birisinin asıldığı, halkın hatta çocukların Greve Meydan'ında idamları bir eğlenceymiş gibi izlediği dönemin Fransa'sında idam'a karşı olan bir aydındır. Ona göre Tanrı tarafından verilen bir hayatın insanlar tarafından alınması kabul edilemezdir. Suçluları cezalandırmak, toplumdan soyutlamak ve öldürmek hatadır. Hiç kimse kötü doğmaz onları çevreleri, alamadıkları eğtimleri ve kötü yaşamları suça itmektedir. Cezasını çeken mahkûmların çoğu yeniden suça bulaşmaktadır. Bunun sebebi ise suç işledikleri için toplum tarafından dışlanmalarıdır. Victor Hugo'ya göre işte tam bu sebepten dolayı suçlular cezalandırılmamalı ( ya da cezalandırıp ) rehabilite edilmeli, topluma kazandırlmasın önündeki engeller kaldırılmalı ve tekrardan suça karışması engellenmeli.
Yok ettkileri insanın bir zekâsı, hayata güvenen bir aklı, ölüme hazır
olmayan bir ruhu olduğunu düşünmemişler midir?
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.