Çocuk iken bile en çok neye üzülürdüm bilirmisiniz? kaybettiğim o arkadaşlığımıza dostluğumuza gözümdeki aklımdaki o hali ile kalamadığına , yüzüne sessiz bakar o anda nasıl da çabucakta değiştiği görmek bana azap yaşatırdı .
Düşünüyorum ve yazıyorum şu sebebten, belki azap inmeden evvel iman edenlere öğüt ederim de bir faydam olur diye.. yoksa imansız Allah tanımayanlara bişey anlatmam. Onlara gel müslüman ol da demem banane yani.
Edebiyat
Reklam
177- Azap yurtlarına indiğinde, uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) sabahı ne kötü olur! Sâffât Sûresi 📕
#𝙎𝙀𝘽𝙀_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙞_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙞𝙍☝️ 💢İnkâra saplananlar: “Başımıza öyle kıyâmet falan kopacak değil” diyorlar. De ki: “Duyular ötesi âlemi çok iyi bilen Rabbime yemin olsun ki, kıyâmet mutlaka başınıza patlayacaktır. Ne göklerde ne de yerde zerre ağırlığınca bir şey bile O’ndan gizli kalamaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa hepsi apaçık bir kitapta kayıtlıdır. 3 Bu böyledir; çünkü Allah, iman edip sâlih ameller işleyenleri mükâfatlandıracaktır. Onlar için büyük bir bağışlanma ve çok güzel, bol, değerli ve arkası kesilmeyecek bir rızık vardır. 4 Âyetlerimizi iptal edip hükmünü geçersiz kılmak için birbirleriyle yarışırcasına çalışanlara gelince, onlara en kötüsünden pek acı bir azap vardır. 5 #Tefsir: 📖 📖 O zaman henüz müşrik olan Ebu Süfyan’ın, Mekkeli kâfirlere: “Lât ve Uzzâ adına yemin ederim ki, kıyâmet bize ebediyen gelmeyecek ve biz asla diriltilmeyeceğiz” demesi üzerine bu âyetler nâzil oldu. (Kurtubî, el-Câmi‘, XIV, 260) Halbuki bizim göremediğimiz, bilemediğimiz, duyularımızın tamamen ötesinde olan gayb âlemini bilen, zerre[1] miktarı bir şeyin bile kendisinden gizli kalamadığı, zerreden daha küçük ve daha büyük her şeyi Levh-i Mahfuz’da yazmış olan Allah, “Kıyâmet kopacak!” diyorsa elbette kopacaktır. Bunun aksini iddia etmenin bir mânası yoktur. İlâhî hikmet ve adâletin yerini bulması, iyilerle kötülerin farkı ortaya çıkıp herkesin lâyık olduğu neticeye ulaşması için, aklen de, âhiretin varlığı zarûridir. Kur’an’ın haber verdiği hakîkatler karşısında gerçek ilim sahiplerinin hâline gelince: [1] Üçüncü âyette küçüklüğü ifade etmek üzere ذَرَّة (zerre) kelimesi kullanılmaktadır. Zerre, bütünün özelliklerini taşıyan en küçük parça olarak alındığında, bundan molekül anlaşılır. Ondan daha küçüğü de atom demek olur. Şâyet zerreyi bugünkü anlayışa uygun şekilde
“Hakkınızı helal etmediğiniz insanın ruhu, biz helal edene kadar cennet ve cehennem arasında, cehennemi dileyecek kadar azap çekermiş. Siz ahı çok hafife alıyorsunuz...”
yerinde sarfolunmayan bir muhabbet-i gayr-ı meşruanın cezası, merhametsiz bir musibettir. İnsan, sevme duygusunu Allah için ve meşru dairede kullanmalıdır. Eğer bu sevgi; bir insana aşırı bağlanma, haram bir ilişki, fani şeyleri ebedîymiş gibi sevme, Allah'tan daha çok değer verme şekline dönüşürse, o sevginin neticesinde insan büyük acılar yaşayabilir. Bediüzzaman burada şunu ifade eder: Yanlış yere konulan sevginin cezası, o sevilen şey vasıtasıyla gelen ağır bir üzüntü ve musibettir.
Reklam
Reklam