Charlotte Perkins Gilman'ın Kadınlar Ülkesi adlı kitabı, feminist ütopyacı edebiyatın en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir. Romanın ana fikri, erkeklerin olmadığı bir toplumun nasıl işleyeceği üzerine kurulmuştur. Üç Amerikalı erkek kaşif, gizemli bir şekilde sadece kadınlardan oluşan izole bir toplumu keşfeder. Bu toplum, yüzyıllardır erkeklerden soyutlanmış bir şekilde barış, uyum ve işbirliği içinde gelişmiştir. Gilman bu ütopik toplum aracılığıyla cinsiyetçiliğin , savaşın ve rekabetin olmadığı bir dünyanın olabileceğini gözler önüne serer.
Kitap sadece kadınlardan oluşan bir ülkeyi baz alarak ütopyacı bir vizyon sunar. Bu vizyon çerçevesinde kadınlar ülkesinde, ortak annelik sistemi, eğitimde eşitlik ve çevreye saygı gibi değerler ön plandadır. Bu durum, yazarın ideal toplum tasavvurunu yansıtır. Kadınlar, bir çeşit partenogenez (eşeysiz üreme) yoluyla çocuk sahibi olurlar. Bu durum erkeklere olan bağımlılıklarını tamamen ortadan kaldırır. Çocuklar tüm toplumun ortak sorumluluğudur. Biyolojik anneler olsa bile, tüm çocuklar " evrensel" bir annelik sistemi içinde yetiştirilir. Bu çocukların her birine en iyi eğitimi ve seygiyi almasını sağlar. Rekabet yerine iş birliği ve dayanışma teşvik edilir. Herkes yeteneklerine göre en iyi şekilde eğitilir ve topluma faydalı bir meslek edinir. Bilim, sanat ve mühendislik alanlarında ileri düzeyde bilgiye sahiptirler. Cinsiyetçi meslek ayrımları yoktur. Bu toplumun en dikkat çekici vaatlerinden biri de savaşın ve şiddetin tamamen yokluğudur. Kadınlar Ülkesi'nde askeri bir güç, silahlar veya savaş kavramı bulunmaz. Roman savaşın ve çatışmaların erkeklerin yönetimindeki toplumlara özgü olduğunu ima eder. Bu durum, insanlığın enerjisini ve kaynaklarını yok etmek yerine iyileştirmek ve yaratmak için