Rıhtım
Puan vermedi·216 syf.··
2026 42. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 16:19
İnsanın varoluşsal sancılı sürecini zihinsel olarak sorgulayan, düşündürücü bir kitap. Soyutun somutlaştığı hissiyle kurulan bu dünyada, gerçeklik hem var hem yok gibidir; dokunulur ama tutulmaz, görülür ama ispatlanamaz. Delil arayanın gördüğüyle yetindiği, göremeyenin ise bakışlarında kaybolduğu bir evren… İçsel ile dışsal arasındaki sınırlar silinirken, düşünceler buharlaşır, anlamlar çözülür, cümleler birer yankıya dönüşür. Pinpon topu gibi zihnin içinde sekip duran her ifade, bedeni delmeden ruhun derinliklerinde iz bırakır.
Duygu ve Düşünce
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
Abdülhak Şinasi Hisar - Çamlıca'daki Eniştemiz
Puan vermedi·203 syf.··
2026 20. kitabı
Kitap roman olarak geçiyor olsa da bence tam bir enişte biyografisidir. Araştırıldığında bu eniştenin aslında tam olarak bir kişi değil, yazarın yakın akrabalarından belki birkaç kişinin toplanıp tek bir vücut bulduğu kurgusal bir karakter olduğu görülür. Eserin üslubu bana Ahmet Hamdi Tanpınar'ı; özellikle de Beş Şehir'i anımsattı. Onda da artık var olmayan bir şehir dokusunu en ince detayına kadar anlattığı için sıkılmıştım bu eserde de aynısını bilhassa Çamlıca tasvirlerinde yaşadım. İsminin hakkını verecek şekilde yazarda büyük bir Çamlıca sevdası vardır ve kitabın en az %20'si Çamlıca'ya ve onun orada yaşadığı mazisine övgüdür diyebilirim. Burada en dikkat edilmesi gereken nokta artık var olmayan aile gelenekleri ve sosyal yapıların ele alınmasıdır. Eser o zamanlar bir çocuk olan anlatıcının Çamlıca'daki enişteleri Hacı Vamık; namı diğer Deli Vamık'ı tasviriyle ve deliliğe makul bir övgüyle başlar. Babıali onu mutasarrıflık, defterdarlık, valilik gibi çeşitli görevlere verip verip geri almaktadır. Eserin ilerleyen bölümlerinde kendisinin hakkında vazife başında yolsuzluk söylentileri olduğu da verilecektir. Doğal olarak maddi durumu ortalamanın oldukça üzerindedir. Konaklarında hizmetçiler çalışmaktadır. Yazara göre, akıllı dediğimiz insanların sağı solu belli değildir; iyilik beklediğimizden kötülük, sadakat beklediğimizden ihanet görme ihtimalimiz her zaman oldukça fazladır; ancak deliler öyle midir? Deli daima delidir, şaşırtmaz, daima doğasına uygun davranır. Hacı Vamık enişte lakırdı etmeyi pek seven, kendine has ve eğlenceli bir konuşma üslubu olan bir adamdır. Hemen her şeyle ilgili bir fikri veya anısı vardır. Yalnız kaldığı zamanlar harici konuşur; hâttâ yalnız kaldığında bile bazen kendiyle konuşur bazen de türkü söyler. Yeğenlerine daima "can didem"
Çamlıcadaki EniştemizAbdülhak Şinasi Hisar · Bağlam Yayınları · 1996422 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Çıkışı Bulduğumu Sandığım Anda Kayboldum
10/10
·216 syf.·
2026 84. kitabı
"Beni sadece fotoğraflardan tanıyorsun. Sadece nasıl göründüğümü ve objektife nasıl baktığımı biliyorsun. Ama neler düşündüğümü ve neler hissettiğimi bilmene olanak yok." Azil' i okumaya başladığımda beni nasıl bir kitabın beklediğini bilmiyordum. Hatta kitabı bitirdiğimde aklımdan geçen ilk şey şu oldu: Ben gerçekten ne okudum? Çünkü bu kitap bana sadece bir hikâye anlatmadı. Beni alıp bir labirentin içine bıraktı. Tam çıkış yolunu bulduğumu düşündüğüm anda başka bir koridor açıldı. Tam her şeyi anladığımı sandığım anda yeni bir soru ortaya çıktı. Kitap boyunca sürekli ilerledim ama aynı zamanda aynı yerde dönüyormuşum gibi hissettim. Bir matruşka gibiydi; her katmanı açtıkça içinden başka bir hikâye, başka bir duygu ve başka bir düşünce çıktı. Azil'in konusu ilk bakışta yalnızlık, kayıp, aşk ve zihinsel çöküş gibi görünüyor. Ancak kitap ilerledikçe bunun çok daha derin bir yolculuk olduğunu fark ediyoruz. Hakan Günday bizi sadece bir karakterin hayatına değil, onun zihnine götürüyor. Gerçek ile hayalin, geçmiş ile bugünün, yaşam ile ölümün birbirine karıştığı bir dünyanın içine giriyoruz. Bu yüzden kitapta bazen neyin gerçekten yaşandığını, neyin karakterin zihninde olduğunu ayırt etmek zorlaşıyor. Ama bence yazar tam olarak bunu istiyor. Çünkü okur da karakter gibi sorgulasın, kaybolsun ve çıkış yolunu arasın istiyor. Kitap boyunca beni en çok etkileyen duygu yalnızlıktı. Karakterlerin yalnızlığı öyle güçlü anlatılıyor ki bazı bölümlerde onların yanında oturuyormuş gibi hissettim. Özellikle "Zaman, gidecek yeri olmayanların evidir." cümlesinin altını çizdim. Çünkü bu cümle bana çok şey düşündürdü. İnsan bazen hayatta öyle bir noktaya gelir ki ne geri dönebilir ne de ileri gidebilir. Böyle zamanlarda elinde kalan tek şey zamandır.
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
9/10
·352 syf.··
2026 79. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 11:14
İnsanın donması için illa karın altında kalması gerekmiyor, bazen hatıralar da insanı yavaş yavaş donduruyor. Soğuk sadece mekânın soğuğu değil burada; insanın içine, geçmişine, vicdanına, hatta aklına kadar işleyen bir şey. Kitabı okurken sürekli o ayazı hissettim. Sanki her cümlede biraz daha nefes buğulanıyor, insan biraz daha kendi içine kapanıyor. Romanın merkezinde doğuda askerlik yapan Asil var. Nöbetler, kar, disiplin, yalnızlık, ölüm fikri ve insanın kendi zihninin içinde dönüp duran o karanlık sesler… Ama Ziyan sadece askerlik anlatısı gibi kalmıyor. Bir noktadan sonra geçmiş bugünün içine hayalet gibi sızıyor. Ziya Hurşit’le kurulan o yarı gerçek yarı sanrılı alan kitabı bambaşka bir yere taşıyor. Tarih dediğimiz şey de bazen böyle değil mi zaten? Bitmiş gibi duruyor ama bir yerden çıkıp insanın boğazına yapışıyor. Bir de Asil’in bizi ister istemez Azil'e doğru yönlendiren tarafı var. Bunu sadece iki roman arasında bağlantı kurulmuş diye okumamak lazım. Günday’da bazı karakterler kendi romanlarında kapanıp kalmıyor; başka bir kitabın kapısını da aralıyorlar. Asil’in içindeki soğuk, yabancılaşma ve kendine bile uzak düşme hâli *Ziyan*da başka bir renge bürünüyor. Sanki Azil de başlayan karanlık, burada askerî bir ayazın içinde tekrar nefes alıyor. Bu bağlantıyı fark etmek, kitabı benim gözümde daha da ilginç yaptı. Hakan Günday’ın dilini seven biri olarak burada yine o sert, karanlık, bazen insanın yüzüne tokat gibi çarpan cümleleri buldum. Adam bazı şeyleri süslemiyor; acıyı da, çürümeyi de, insanın içindeki karanlığı da doğrudan koyuyor önümüze. Ama dürüst olayım, bazı yerlerde o keskin tespitler hikâyenin önüne geçiyor gibi geldi bana. Günday okurken bunu bazen yaşıyorum: Cümle çok güçlü, fikir çok sert, ama bir noktadan sonra metin “bak şimdi sana ne
ZiyanHakan Günday · Doğan Kitap · 20196,3bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 03:20
Delirenler affedilmez terk edilir. Bu da bir insana verilebilecek en büyük cezadır. Delirenlerin sonu intihar değilse,linçtir. Benzersiz zihinlerini yönetmeyi öğrenip hayatta kalanlar ise peygamber olarak bilinir.
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 21:25
Hakan Günday her kitabıyla müthiş bir zeka ortaya koyuyor. Öyle dahi, deli, psikopat karakterler yaratıp bambaşka hikayeler anlatıyor ki okuyucusunu etkilemeyi başarıyor. Bu kitapta argo kelimelere de diğer kitaplarına oranla daha az rastlıyorsun. Günday burada daha soyut, daha felsefi bir dil seçmiş. Cümleler bıçak gibi, keskin, iz bırakıyor. Zaten kitabın beğendiğim tarafları da yazarın kullandığı dildi. Olay örgüsünden, hikayeden ziyade o tarafı bana daha hoş geldi. Kitabın konusu bana göre değildi. O konuda çok zor tutunabildim hikayeye.
İnceleme
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma