Esefle okuduğum bitirdiğimde de halimize sinirlendiğim bir kitap oldu. Hakikaten Üstad Necip Fazıl'ın da dediği gibi "Batıya özene özene, Özümüzü kaybettik. Oysa biz batının hayranlıkla izlediği, Gıpta ettiği bir medeniyet idik." Allah hidayet üzere ayaklarımızı sabit kılsın. Ne sıkıntımız varsa hep bu özentilikten ve kendi değerlerimizden utanıp küçük görmemizden kaynaklanıyor. Ahlak kitaplarda kaldı.
Hüseyin Algül, İslâm Tarihi. 3 Cilt. Bursa: Emin Yayınları, 2018. Mustafa Polat
Günümüzde tüm insanlığın Hz. Peygamberin hayatını öğrenmeye her zamankinden daha fazla muhtaç olduğu noktasından hareketle kaleme alınan eserin önemli bir boşluğu doldurduğuna şüphe yoktur. Kitabın kaynakları arasında ilk sırada Kur’an, sonra hadis-i şerifler ve tedvin döneminden bugüne kadar ki muteber siyer kaynakları yer almıştır. Türkçe yazılmış Siyer-i Nebi kitaplarına yer verilerek milletimiz bu eserlerden haberdar edilmiş ve bu sahada emek harcamış zevata teşekkürlerini sunmak vefakârlığı gösterilmiştir.
İncelenen eser; üç cildinin müellif, son cildinin Prof. Dr. Osman Çetin tarafından hazırlanarak daha önce yayınlanmış olan dört ciltlik kitabın (İslam Tarihi, Gonca Yayınları, İstanbul, 1986) gözden geçirilerek yayınlanmış halidir. Güncellenmiş halinde Türk İslam Devletleri’ni içeren son cilt çıkarılmıştır. Üç ciltlik eserin ilk iki cildi Hz. Muhammed (s.a.v.) devrine ayrılmıştır. Birinci ciltte girişten sonra beş bölüm yer almaktadır. İkinci cilt konu bütünlüğü açısından birincinin devamı niteliğinde olup 6-7 ve 8. bölümler ile sonuç ve ekleri içermektedir. 3. cilt Hulefâ-i Râşidîn devri olaylarına ayrılarak konular altı bölümde incelenmiştir.
Yazar önsözde (s.17-20) Siyer-i Nebi konusunda araştırma yapma ve bilgi sahibi olmanın önemine vurgu yapmıştır. Kur’an’ı doğru anlama, İslam’ı en güzel şekilde algılama ve özümsemenin ancak bu sayede gerçekleşeceğini ifade etmiştir. İnsanlık için rehber olan Hz. Peygamberin hayatının her dem taze ve canlılığını koruduğunu, nasıl ki yeni tefsirler yazılıyorsa aynı şekilde yeni Siyer-i Nebi çalışmalarına da gerek olduğunu söylemiştir.
Giriş (s.21-38) “Peygamberler, peygamberlik ve Hz. Muhammed (s.a.v.)” adını taşımaktadır. Müellif burada
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
UYANIŞ
KATE CHOPIN
196 SAYFA
Nedensiz yere mutsuz olduğu günler vardı, sevinmeye de üzülmeye de değmezdi sanki hiçbir şey için, yaşamak ya da ölmek farketmezdi. Hayat tuhaf ve korkunç bir kargaşa, insanlarsa kaçınılmaz yok oluşa doğru körlemesine ilerlemeye uğraşan kurtçuklar gibi görünürdü gözüne.
Evli ve iki çocuk annesi Edna Pontellier, dönemin sosyal ve toplumsal kuralları gereği kusursuz bir eş ve anne olmak zorundadır. Bu kusursuzluk çabası içinde yaşadığı hayat onu sıkmakta ve mutsuz etmektedir. Fakat toplumun dayatmalarına boyun etmiştir genç kadın.
Ailesi ile gittiği bir yaz tatilinde Robert Lebrun adında genç bir adamla tanışır. Bu tanışma zamanla yakınlaşmaya döner ve genç kadın hem duygusal hem fiziksel açıdan kendini anlamaya başlar. Dayatmalara baş kaldıracak, bağımsız olabilecek, mutlu olma yolunda adımlar atabilecekler.
İkili ilişkilerdeki baş kaldırısı yanında sanata da yönelir. Resim yapmaya başlar. Resme duyduğu bu ilgi bağımsız olmak, birey olmak çabasından başka bir şey değildir aslında.
Konu itibariyle Gustave Flaubert'in Madam Bovary romanına oldukça benzeyen bir hikayeydi Uyanış. Sevgili Zeynep ile okuduk. Eşlik ettiğin için teşekkür ederim tatlım Her iki eserde evli kadınlara toplumun biçtiği rol, yaşadıkları boğucu evlilikler, kusursuz eş-anne olma dayatmalarına karşı bir uyanışı ve isyanı anlatıyor. Madam Bovary beni daha fazla etkilemişti diye ufacık bir kıyaslama yapayım izninizle.
Hiçbir söz o sessizlik anlarından daha anlamlı, arzunun ilk kez hissedilen ve nabız gibi atan kabarışından daha fazla bir şeylere gebe olamazdı.
Benliğinin (şimdiki benliğinin) eski benliğinden farklı olduğunu biliyordu yalnızca. Artık çevresine başka gözlerle bakıyor ve içindeki, onu değiştiren, renklendiren yeni koşullarla tanışıyordu.
Hatırladığı,
UyanışKate Chopin · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,442 okunma
Yazarın Uzak Tuzaklar dan sonra okuduğum ikinci eseri oldu Mutluluk Yaka Paça. Yazarın bir eğitimci geçmişi var ama psikoloji eğitimi açısından bir geçmişi yok. Eserlerinde ana karakterle birlikte yan karakterlerin duygu değişimlerini, kişilik gelişimlerini psikolojik ve sosyal açıdan çok etkili bir dille kaleme alıyor. Sosyal statüleri farklı olan bir doktor( Seda) ile ailesini kaybeden bir çocuğun akrabalarının da sahip çıkmamasıyla önce sığınma evine verilmesi ardından özgür olmak istemesiyle sokaklarda yaşamayı seçen Arif(Aziz)in aşklarının mutlu sonla bitmemesini konu alıyor. Rıdvan Aklan dili ve kurgusu insanı cezbediyor.
Yalın diliyle beni derinden etkileyen bu roman, sanki ünlü bir edebiyat yazarının kaleminden çıkmış gibi! İsimsiz kahramanlarımızı bir kez daha anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
Bazen en uzun yolculuk, insanın kendi kalbine yaptığı yolculuktur… Azize, hayatın acılarıyla sınanan genç bir kadının, Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri’nin manevi mirasıyla yeniden umut, sabır ve teslimiyeti keşfedişini anlatan bir roman. Tasavvufun huzur veren iklimini hissettiren, kalbe dokunan ve düşündüren bir eser.
İnşallah çok yakın zamanda Üsküdar’da bulunan Aziz Mahmud Hüdayi Türbesi’ni ziyaret ederek bu manevi atmosferi yerinde hissetmeyi de Rabbim nasip eder.