Bazı günler yaşadığı özlemden duyduğu acıdan çok, ettiği duanın kalbinde bıraktığı lezzeti hissediyordu. Kalbi bir şeye tutunmak istemiyor, sadece her şeyi Allah'a bırakmak istiyordu.
"Kalbindeki ve kaderindeki denk ise o sana nerede olursa olsun gelir kızım. Fakat kalbindeki kaderin değilse ve sen bu konuda Allah'a sığınırsan onu kalbine koyanın bir muradı vardır, bil. Belki de kalbini tertemiz etmek için oradadır. Ama burada marifet yine sende, o marifeti ortaya koymak için de sadece Allah'a güven."
Kalbindeki sızı eğer kaderinse, o seni her türlü fırtınanın içinden bulur.
Eğer kaderin değilse, o sızı seni temizlemek ve kalbini asıl sahibine hazırlamak içindir. Kaygıyı yok et. Marifet, o sızı içinde pişip Allaha layık bir kul haline gelmektir
Şimdi depresyon diyorlar, ruhi bunalım. Kişi en çok nefsini, fıtratını tanımadığında, Allah'ın hükümlerini gerçekten bilmediğinde giriyor o bunalıma. "El âlem ne der,' diye yaşayan, hem dünyayı kendine zehreder hem de çevresine. Bir de yaptığı ettiği Allah'ın dinindenmiş gibi ahkâm keser. Ya da 'Allah'ın verdiğine razı olacağım, derken kendi kul hakkına girer. Kendi kul hakkına giren de o köprüden zor geçer kızım."