Yol; kalbinin aileye, çocuklara, mala, memlekete, ilme yönetim isteğine ilgi göstermeyecek hale gelinceye kadar dünya ile bağlarını kesmendir. Ta ki kalbinde, bunların varlığı ile yokluğu eş değer oluncaya dek bu minvalde gayret göstermendir. İşte ondan sonra nefsin ile bir köşede yalnız kalacak, kendini tamamen farzlara ve sünnetlere adayacaksın. O köşede kalbin dünyadan uzak olarak oturacak ve tüm varlığınla Yüce Allah'ı zikretmeye yöneleceksin. İlk başta dil ile Allah Teâla'yı zikretmeye devam edeceksin. Dil ile sürekli olarak Allah Allah diyeceksin ama kalp ve idrakinin de bu zikrin manasına eşlik etmesi gerekir. Nihayette öyle bir hâl gelecek ki dilin hareket etmediğinde bile devamlı bir alışkanlık haline geldiği için sanki dilinden Allah lafzının çıktığını göreceksin. Böylece dilin hiçbir etkisi kalmayana kadar Allah'ı zikretmeye devam edeceksin. İşte o zaman nefsini ve kalbini, dilin hareketi olmaksızın bu zikre devam ederken bulacaksın. Buna yine devam edeceksin, ta ki kalbinde sadece "Allah" lafzının manası kalana ve bu lafzın harfleri ve kelimenin şekli aklına gelmeyene kadar. Bu durumda artık kalbinde sırf mana kalacak, kalbinde daima o mana var olacaktır.