Alıntının da çok güzel ifade ettiği gibi; çabucak kırılacak cam hükmünde olana kapılıp yüzlerce romanı, felsefi metni devirirken, ilk emri 'Oku' olan bir kelamı tamamen görmezden gelmek büyük paradoks. Onlarca kitap deviren entelektüel birikimin, kendi inancının kaynağına ya da onu anlatan bir kitaba geldiğinde neden bu kadar mesafeli kalır? Şişe elmastan daha çok göz alıyorsa bir yerde bir eksiğimiz var demektir.
...dünya maişeti, ya rütbeleri için fenleri ders okumak, bu kısacık dünyevî hayatta derecesi, faidesi bir ise; ebedî hayatta Kur'an ve Kur'anın kudsî kelimelerini ve nurlu ve imanî manalarını öğrenmek, binler derece daha kıymetlidir. Onlar şişe hükmünde, bunlar elmas hükmündedir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hasan el-Basrî (radıyallahu anh) şöyle demiştir:
"Ey Âdemoğlu, neden kardeşine haset ediyorsun? Eğer ona nimet veren, kendi nezdindeki bir şerefinden dolayı o nimeti kendisine vermişse; o hâlde sen, Allah'ın ikram ettiği bir kimseye neden haset ediyorsun? Eğer durum bunun gayrisi ise, sonucu ateş olan bir kimseye neden haset ediyorsun?”
Rasulüllâh (sallallahu aleyhi ve sellem) kimsenin sözünü kesmezdi.
Bir kimse O’na karşı eziyet gerektiren bir muamele yapsa da, O ne sözle, ne de başka bir davranışla kimseye kaba bir davranışta bulunmazdı.
Bir kişinin mâzereti geçersiz olsa bile, Rasulüllâh ( sallallahu aleyhi ve sellem) özür dileyenin mâzeretini kabul ederdi.