Büyük bir yoksulluk denizinde iki insancık... Her satırında bir parça hüzün,sefillik olan mektuplar... Ve büyük bir tutku içinde yaşanan dostluk, sevgi yanında insanın ruhunun ne kadar düşebileceği... Tüm bunlar Dostoyevski'nin muhteşem hâyâl dünyası ve henüz 23 yaşında olmasına rağmen, etkileyici üslubu ile birleşerek, bitmiş bir hayatın cesedini gözler önüne seriyor. Geriye bizlere yalnızca onun ilk başyaptını, çıkmazlar içinde ve çaresizliklerle dolu yoksul dünyasını okumak kalıyor.