Emre Azra

Emre Azra
@azra_emre
Spoiler içermektedir..
Puan vermedi·656 syf.·
2024 10. kitabı
Charles Dickens; okuyucusunu karakterlerinin iç dünyasına derinlemesine indiren, olay örgüsünü ilmek ilmek, kusursuz bir şekilde işleyerek belki ilk sayfalardaki birkaç kelimenin oluşturduğu ipin ucunu kitabın en kilit noktalarında veyahut da veda kısmında bize uzatan usta bir sanatçı. Sadece yazar olarak niteleyememin yegane sebebi de budur, her karakteri derinlemesine işleyip bu uzun romanın sonuna kadar oturttuğu mantık rayından hiç çıkartmadan kusursuz bir şekilde aktarması ve büyük bir incelikle hayatın kendisini, bazen de okuyucunun kendisini hafif hafif işlemesi. Yolda yürürken öylesine, yürüyüşünüzün bir parçasıymış gibi hafifçe esen ve ancak sonra kendini fark ettiren bir rüzgar gibi geliyor ve geçiyor. Ancak unutulmamalı ki o rüzgar başka bir yerlerde kasırgalara sebep oluyor, belki o semtlere yolumuz düşüyor ve bizi de etki alanına alıyor. Başkarakterimiz Pip’in hikayesinin en yüzeysel özeti de ancak bu şekilde anlatılabilir sanıyorum. Dickens’ı övmekle bitiremem elbet fakat biraz kitaptan, konudan da bahsetmek isterim. Görece yavaş bir ilerleyiş, sanki Pip ile birlikte köydeki o evden ve köhne kasabadan ayrılmışız da bütün bu olaylara birlikte tanık olmuşuz gibi kendine alıştıran bir işleyiş var kitapta. Beni özellikle derinden etkileyen ve çok alıştığım Joe ve herkesin mutlaka böyle bir arkadaşı olmalı diyeceğiniz türden Herbert oldu. Pip ise şaşırtıcı bir şekilde kendinin daima farkında olan bir karakter. Daima dediğime bakmayın, nankörlüğünün farkında olduğu halde görmezden gelmeyi bilen biri kendisi. Karşılaştığı tüm insanlar belirgin bir şekilde hem kendisine hem de bana çok şey kattı. Anlatımın ve konunun bu kadar hayatın içinden olması, herkesin başına konmayan o talih kuşunun bile absürt durmadan işlenmesi değinmek istediğim bir başka konu. “Bu
Büyük UmutlarCharles Dickens · Can Yayınları · 201718,4bin okunma
Emre Azra
Maşallah
Reklam
Puan vermedi
Her ne kadar konusu ve biçimiyle farklı olsa da karakterin iç monoloğu o kadar monotonlaşıyor ki kitapta sık sık nerede kaldığınızı hatta okurken bile ne okuduğunuzu unutuyorsunuz. Kitap genel olarak “sorunlu” bir yaşam sürmüş büyükannenin yaşamını kendi ağzından torununa anlattığı mektuplardan oluşuyor. Her ne kadar sorunlu ifadesini kullansam da bu büyükanne torununa yaşarken arzularının ve tutkularının peşinden gitmesi yönünde güzel teşvikler veriyor -her ne kadar kendi kızının hayatını mahvetse de-. Umarım torunu onun hatırasına güzel sahip çıkar.
Yüreğinin Götürdüğü Yere GitSusanna Tamaro · Can Yayınları · 199619,4bin okunma
Emre Azra isimli okura yanıt verildi
Emre Azra
HASHHAHAHWHWHWHAHAHHAHWHS DELİ GİBİ GÖZĞKÜYORUZ
Puan vermedi
Her ne kadar konusu ve biçimiyle farklı olsa da karakterin iç monoloğu o kadar monotonlaşıyor ki kitapta sık sık nerede kaldığınızı hatta okurken bile ne okuduğunuzu unutuyorsunuz. Kitap genel olarak “sorunlu” bir yaşam sürmüş büyükannenin yaşamını kendi ağzından torununa anlattığı mektuplardan oluşuyor. Her ne kadar sorunlu ifadesini kullansam da bu büyükanne torununa yaşarken arzularının ve tutkularının peşinden gitmesi yönünde güzel teşvikler veriyor -her ne kadar kendi kızının hayatını mahvetse de-. Umarım torunu onun hatırasına güzel sahip çıkar.
Yüreğinin Götürdüğü Yere GitSusanna Tamaro · Can Yayınları · 199619,4bin okunma
Emre Azra isimli okura yanıt verildi
Emre Azra
Sağ olasın..
Puan vermedi
Her ne kadar konusu ve biçimiyle farklı olsa da karakterin iç monoloğu o kadar monotonlaşıyor ki kitapta sık sık nerede kaldığınızı hatta okurken bile ne okuduğunuzu unutuyorsunuz. Kitap genel olarak “sorunlu” bir yaşam sürmüş büyükannenin yaşamını kendi ağzından torununa anlattığı mektuplardan oluşuyor. Her ne kadar sorunlu ifadesini kullansam da bu büyükanne torununa yaşarken arzularının ve tutkularının peşinden gitmesi yönünde güzel teşvikler veriyor -her ne kadar kendi kızının hayatını mahvetse de-. Umarım torunu onun hatırasına güzel sahip çıkar.
Yüreğinin Götürdüğü Yere GitSusanna Tamaro · Can Yayınları · 199619,4bin okunma
Emre Azra
Efsane yazmışsın kardeşim
Puan vermedi·342 syf.·
2024 4. kitabı
Kitap, karakterler ve işleyiş bakımından yaklaşık ilk 100-150 sayfa boyunca farklı ve akıcıydı diyebilirim. Ancak bunda, Buket Uzuner’i ilk defa okuyor olmamın da yadsınamaz bir etkisi olduğunu kabul edebilirim. Önyargısız yaklaşıldığında konu bakımından gerçekten etkileyici, özellikle benim ilgimi çeken birçok noktaya değinmiş yazar bu kitabında. Kitabın yazım sürecinde de yanılmıyorsam 2 yıl süren bir araştırma yapmış aynı zamanda. Yani olması gerektiği gibi böyle bir konuyu ele almak için gerçek bir emek gösterilmiş öncesinde. Fakat durum maalesef ki üslup konusunda çok değişiyor. Evet; Çanakkale, Türk milleti için kelimelerle tasvir edilemeyecek ayrı bir yere sahiptir bizde her şeyden önce. Kitap da bunu 342 sayfa üzerinden yaklaşık 100-120 sayfada yoğun olarak söylüyor ve her şeyden önce bu biraz boğuyor insanı. Sanki bir çocuk kitabıymış havası veriyor. Bana göre, biraz da okuyucuya bırakmak lazım bazı yorum kısımlarını. Örneğin bir düşman asker konumundaki insanın Türklerin şehitlik ve savaş kavramını yakından tanıyıp anlama sürecinde tanık olacağı fedakarlıklar ve cesaret başta olmak üzere kelime anlamının çok üstündeki bu kavramlar, bir sözlük misali açıklanmamalı okuyucuya. Okuyucu bunu, yazar olayları anlatırken kafasında canlandırarak anlayabilecek yeterliliktedir zaten. Değilse de anlamamalıdır o yazarı veya bahsedilen konuyu. Yani bana göre biraz olsun seçici olmalıdır yazar, herkese hitap etmemelidir. Sonuç olarak herkese hitap etmeye çalıştığı için kendimce “zorlama” olarak nitelendiriyorum bu kitabı. Bunun dışında psikolog olan Victoria’nın kendi söküğünü dikememe hikayesinin fazla abartıldığını düşünüyorum. İç hesaplaşmaları çok boğucu bir dille yansıtıyor yazar. Ketum ve inatçı Beyaz Hala’nın kendisine gösterdiği beklenmedik ilgi karşısında
Uzun Beyaz Bulut GeliboluBuket Uzuner · Everest Yayınları · 202411bin okunma
Emre Azra
Çok güzel olmuş 👏🙏