h.azra

"İşler böyle yürüyor, Kirke. Babama büyücülüğümün kaza eseri olduğunu söylüyorum, o da bana inanmış gibi yapıyor, Zeus da ona inanmış gibi yapıyor, dünya böylece dengesini buluyor. İtiraf ederek hata ettin. Bunu neden yaptığını asla anlayamayacağım."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Dünyada en çok sevdiğim varlıklar tarafından bile anlaşılamamışım!"
İkbal insanın gölgesi gibidir, üzerine gidersen senden kaçar, kendisine arka çevirirsen seni takip eder.
...çok düşünmemeyi, kalbini ferah tutmayı tavsiye etmişlerdi. Heyhat! Düşünmemek!.. Mümkün mü? Zavallı ihtiyarın bugüne, geleceğe dair ne ümidi kalmıştı ki geçmişini düşünmesin! Onun zevki ıstırapları içinde, hayatı geçmişinde, saadeti hatıralarındaydı. O acı hatıralar ruhunu besler, düşünceleri için yaşardı.
Fena geçmiş günler. Şinasi o vakit yorgun, bitik bir halde eve girer, kaçar gibi kimsenin yüzüne bakmaz, halbuki zaafını bu haliyle daha çok ifşa eder, belki bunu bilmez, belki de iyi bildiği için büsbütün kederlenir, hızla merdivenleri çıkar ve odasına çekilir, o akşam yemek yemezdi.