Onun ruhunda da, tıpkı bende olduğu gibi, acı veren, toplanıp olgunlaşan ve şimdi bir çıkış yolu arayan bir şey vardı. Bu şey, onu dehşete düşürüyordu. Tutkun olduğu şeyi, vurulmuşluğunu kendisine acı acı hem itiraf etmek istiyor, hem de istemiyordu.
...Evet, belli, besbelli ona sevgiyle, hayranlıkla bakıyordu. Bu bakışlarıyla sanki, ''Beni anlayacağını biliyordum... sana her zaman güvendim, sen dünyanın en iyi kadınısın, seni seviyorum, çok uzun zamandan beri seviyorum.'' demek istiyordu.