Kendini kendine yabancı hissediyordun, ama ölülerle dolu o alan bir biçimde tanıdık geliyordu sana. Bu duyguyu çok seyrek yaşamıştın: zaten ölü olduğun duygusunu. Ama mezarlığın altında uzanan, evlerin ışıklarının pencerelerden ışıldadığı tepelere bakınca, birdenbire yeniden canlıların dünyasına döndün. İşte o zaman bir yaşama içgüdüsü adımlarını çıkışa doğru yönlendirdi. Birkaç dayanak sayesinde duvara tırmanıp dışarı çıktın. Sokak tarafına inerken, ayağın mezarlığın kapısına çarptı, kapı açılıverdi. Kilitli değilmiş. Giriş serbestmiş: Boşu boşuna tırmanmışsın.