İnsanlar yalan söylerken mutlaka ciddi bir ifade takınır. Son dönemlerdeki liderlerin ciddiyetine bakın. Peh!
İnsanlardan saygı görmeyi düşünmeyen kişilerle zaman geçirmek istiyorum. Fakat öylesi iyi insanlar birlikte eğlenmeye yanaşmazlar.
Erken olgunlaşmış taklidi yapınca, insanlar kendimi bir halt sandığımı söyleyerek arkamdan konuştular. Tembel taklidi yaptığımda tembelliğimin dedikodusunu yaptılar. Roman yazamıyormuș gi̇bi̇ yaptığımda, yazamıyormuş dedikodusu yaptılar. Yalancı taklidi yaptığımda, palavracı olduğum dedikodusunu çıkardılar. Varlıklı taklidi yaptığımda, zengin diye dedikodumu yaptılar. Soğukkanlı taklidi yaptığımda, duyarsız olduğum dedikodusunu yaptılar. Fakat ben gerçekten bunalıp da istençsizce inlediğimde, bıkkın taklidi yaptığımı söylediler.
Tam oturmayan bir şeyler var.
"Yaz çiçeklerini sevenler, yazın ölür derler, doğru mu acaba?"
Bir gün yine bahçede çalışmamı dikkatle izlediği sırada, durup dururken bu lafı etmişti. Yanıtlamaksızın patlıcanları sulamaya devam ettim. 𝑂̈𝑦𝑙𝑒 𝑦𝑎, 𝑦𝑎𝑧 𝑔𝑒𝑙𝑑𝑖 𝑎𝑟𝑡ı𝑘, dedim içimden.
Bazen insanlar, kırılmış bir insanı yeterince severlerse, sonunda onları onaran kişi olabileceklerini düşünüyorlardı ama bundaki problem, sonunda diğer kişinin de kırılmasıydı
"İnsan doğası," diye sürdürdüm konuşmamı, "sınırlı: Sevinç, üzüntü, acıya belli bir dereceye kadar katlanabiliyor ve bunun üstüne çıkınca mahvoluyor. Burada sorun birinin zayıf ya da güçlü olması değil, ister psikolojik, ister fiziksel olsun, duyduğu üzüntünün miktarına tahammül edebilmesi ya da edememesi. Bana göre, yüksek ateşten ölen birine korkak demek ne kadar uygunsuzsa, yaşamına son veren
biri korkaktır demek de o kadar tuhaf."