İmam Rabbani Hazretleri şöyle buyurmuştur;
"Bâtına ehemmiyet vermek, zâhire de ehemmiyet vermeyi icâb ettirir. (Yani zahir ve batının ahenk içinde olması zaruridir.) Bâtınla meşgul olurken zâhiri ihmal eden kimse zındıktır. Onun elde ettiği bâtınî hallerin hepsi istidraçtır. Bâtınî hallerimizin sıhhatini gösteren en iyi ölçü, zâhirimizin şer'î ölçülere göre tanzim edilmesidir. İstikâmet yolu işte budur. "
Bu itibarla, hayatını Kur'an ve Sünnet ölçülerine göre düzenlemeyen, dinin zâhiri mükellefiyetlerini ihmal eden bir kimsenin dilinden, ne kadar tasavvufî ifadeler dökülürse dökülsün, o kimse, gerçek mânada tasavvuf ehli olamaz.