Antik Çağlarda insanlar, hareket edebilen ve değişebilsen her şeyin canlı olması gerektiğine inanıyorlardı. Bu nedenle de evrenin unsurlarının canlı olduğu düşünülüyordu. Canlı oldukları için de adları ve kişilikleri olmak zorundaydı.
Yaratılış miti “Kaos" ile başlasa da, asıl amacı evrene belirli bir düzen sağlayabilmektir. Kozmos içinde bir düzen yaratıldıktan sonra, bu düzen daha aşağı varlıklara getirilmişti: insanlara ve toplumlarına. Düzeni sağlamak, kendi içinde düzen gerektiren bir süreçtir.
Antik Çağ insanları günümüzün bilimsel bilgilerine ya da gelişmiş teknolojisine sahip değildi. Bunun yerine, aradıkları yanıtları veren mitlere güveniyorlardı.