İnsanların var olmak ve harekete geçmek için sarıldıkları nedenleri, kendimde ortadan kaldırmak istedim. Sözle anlatılmayacak kadar normal bir hale gelmek istedim, - şimdi de sersemlemiş bir halde, budalalarla aynı düzeyde ve onlar kadar boşum.
Bozkır’ın sınırsızlığı, tek düzeliği, bitmek
bilmez kışlar, kahredici can sıkıntısı insanın elini ayağını bağlıyordu; içinden çıkılmaz bir duruma düştüğünüzün bilinciyle bir şey yapmak istemiyordunuz. Hiçbir çabanın yararı yok gibiydi…
“Niçin yorulduk bizler? Başlangıçta hepimiz tutkulu, gözü pek, soylu, inanmış kişilerken otuz-otuz beş yaşına varmadan niçin tümüyle sıfırı tükettik? Neden birimiz veremden eriyip giderken öbürümüz şakağına bir kurşun sıkıyor, üçüncümüz kendisini unutmayı içkide, iskambil oyunlarında arıyor, dördüncümüz ise korkusunu, can sıkıntısını bastırmak için tertemiz, güzel gençlik duygularını utanmadan ayaklar altına alıyor? Neden bizler bir kere yere düşünce yeniden ayağa kalkmayı beceremiyoruz? Neden? Bunun için yürek ister, uğraşmak ister!”