Tomris Uyar genellikle "durum öyküsü" denilen biçimi kullanır. Bunlar olay örgüsünden çok günlük hayattan kesitleri ve kahramanların duygu durumlarını ön plana alan öykülerdir. Bunlardan bir sonuç ya da ders çıkmaz. Okur, bir insan olarak kendisine sunulan durumları yorumlamakta özgürdür. Daha çok bölük pörçük, biraz şiirsellik, biraz da denemevari öykü tarzıdır. Akıcı zarif bir anlatım biçimi vardır. Cümleleri bana daima çok sıcak gelir. Şiir okumuş gibi hissederim. Küçük bir örnek vereyim.
"Mavi-uçla öte-kentin kesiştiği bu bölgede görülenlerin çoğu ozanmış, öykücüymüş, denizci ymiş, balıkçıymış, otel kâtibi, ressam, alkolik, oyuncuymuş, yırtılan gökleri onaranlar, kovalarında bulut taşıyanlar falan. Sarı-kent'ten kaçan, gelirken de yanlarında birkaç solukluk bir dirim getiren bir düşçüler kalabalığı.... "
Ya da
"Konuk mutfak masasının başında oturuyordu;sırtı öyküye dönüktü."
Harika şiirsel bir anlatım değil mi?