sonu ters köşe // sürpriz sonlu değişik filmler `ölümcül oyunlar` (funny games, 1997/2007) bir aile tatil evine gelir ama kapılarını çalan iki gençle her şey tersine döner. seyirciyle dalga geçen, rahatsız edici ve ters köşe. `buried` – toprak altında (2010) bir adam tabutta uyanır. tüm film bu tabutta geçer ama finali nefes keser. `exam` – sınav (2009) bir şirkette işe girmek isteyen 8 kişi, çok ilginç bir sınava tabi tutulur. sonunda neyin sınavı olduğunu anladığında şaşırırsın. `the vanishing` (spoorloos, 1988 – hollanda) bir kadının gizemli şekilde kaybolmasıyla başlayan hikâye, finalde sert ve beklenmedik bir sona ulaşır. `the invitation `– davet (2015) bir adam eski karısının evindeki akşam yemeğine katılır. davet neden yapılmış? finalde her şey değişir. `perfect blue` (1997 – japonya, anime) bir pop yıldızı oyunculuğa geçerken gerçeklik ve kurgu birbirine karışır. psikolojik olarak beyin yakan bir film. `the autopsy of jane doe` – jane doe'nun otopsisi (2016) bir baba-oğul adli tıp uzmanı, genç bir kızın cesedini incelerken doğaüstü olaylarla karşılaşır. finali hem korkutur hem şaşırtır.
Aile kurmaya karşı değilim, ataerkil zihniyete karşıyım. Evliliğin yükünü neredeyse tamamen kadının omuzlarına yüklediğiniz için birçok kadın bu sorumlulukların altında eziliyor ve bu nedenle kariyerine yöneliyor. Evet, iş hayatında da zorluklar ve haksızlıklar var; ancak en azından verilen emeğin bir karşılığı bulunuyor. Evde ise çoğu zaman emeğin karşılığı nankörlük, sadakatsizlik, değersizleştirilmek ve her yükün altında ezilmek oluyor. Elhamdülillah, İslam'da aile kurmanın ne kadar önemli olduğunun farkındayım. Peygamber Efendimizin (sav) ümmetinin çokluğuyla övüneceğini bildiren hadisleri de biliyorum. Ancak Kur'an ve sünnetin bütününe uymak yerine, sadece işine gelen hükümleri öne çıkarmak kabul edilebilir değildir. Sürekli "Kadın erkeğe itaat etmeli, erkeğini mutlu etmeli" deniliyor. Peki neden İslam'ın kadına tanıdığı haklardan aynı hassasiyetle bahsedilmiyor? Kadın ev işlerini yapmak, çocuğunu emzirmek veya eve maddi katkı sağlamak zorunda değildir. Bunları yaptığında fedakârlık göstermiş olur. Buna rağmen bir kadın yardım istediğinde veya yükün paylaşılmasını talep ettiğinde neden dışlanıyor? Müslüman kadınların Batı'yı taklit ettiğini söyleyenlere de şunu ifade etmek isterim: Hayır, biz Batı'yı taklit etmiyoruz. Biz, İslam'ı kendi ideolojinize göre şekillendirip kadınlara karşı bir baskı aracına dönüştürmenize itiraz ediyoruz. Ben evlilikten korkuyorum. Hatta bazen bunun bir fobiye dönüştüğünü düşünüyorum. Çünkü ataerkil anlayışın hâkim olduğu örnekleri sürekli görüyorum. Bu yüzden kadınların kendilerini tamamen bir erkeğin merhametine bırakmaması gerektiğine inanıyorum. Ne yazık ki gördüğüm birçok örnekte, dindarlığıyla tanınan erkeklerin bile kadınlar söz konusu olduğunda adalet ve merhametten uzak davranabildiğine şahit oldum. Benim itirazım evliliğe
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bursada bir masal evi ​Baba, hadi bir oyun oynamayalım adını bilmediğim, Yatayım dizine, saçlarımı tara...Anlat bana, sevgi neydi bu dünyada? Hani o çok sevdiğim şarkıdaki gibi, Bana da bir masal anlat, yalan olmasın Ayla Kaya-Babam Evimizin Küçük kızı hatice baba diyip bana sarıldığı zaman o sıcacık evin nasıl bir ilahi huzur kaynağı olduğunu ben bir kez daha anlıyordum işten ne kadar yorgun dönmüş olsamda eşim Ayşe hanımın Mustafa bey hoşgeldin diyip önüme bir sıcak çay koyması dışarıdaki tüm yalanları unutturuyordu ev bir oyun alanı dünyada sevgi dolu tek yerdi benim için hayatımızı kolaylaştırması gereken onca icatlar arasında dünyam daralır gibi hissederdim fakat dünyam ne zaman hadi baba bir oyun oynayalım bana ibretlik bir masal anlat diyen sesi tüm dünyamı genişletir hayat kolaylaşırdı benim için Ve o günün kıssası ibretlik hikayesi başlıyordu bak kızım dedim Mekke eski bir yerleşim alanıdır dağlık ve engebelidir sende kimi zaman komşularını kimi gün ise anne ve babanı yitireceksin diyip Hz Muhammedin hicretini Medinede insanları birbirine nasıl kardeş ettiğini anlattım Hz Muhammed SAV ilk önce sevdiklerinin kaybı ile sınandı demekki ölümden önce ayrılık ile sınanacağız ve Peygamberimiz SAV hicret yolculuğunda Medineye varmadan Kuba mescidini inşa etti şimdi ise bursada üç odalı bir sarayda Allahu Ekber sesi işitiliyordu Kubada öğretmenlik yapan efendimiz SAV gibi Mustafa amcada kızına öğretmen oldu
Din
B.G.K.O Çobanspor
Eskiden büyüklerin yanında çocuk sevilmezmiş.Sevmek ayıp sayılmazmış belki ama göstermek eksiklik gibi görülürmüş. Erkekler duygularını saklar, kadınlar sevgilerini sessizce taşır, çocuklar ise kendilerine uzanacak bir elin gölgesinde büyürmüş. Ben biraz o zamanların çocuğu oldum. Bana hiç sevgi vermedin diyemem. Aksine, senin sevgini hep hissettim. Başımı okşayan bir elden çok, sırtımda duran görünmez bir dağ gibiydi sevgin. Varlığını biliyordum ama dokunamıyordum. Beni ne kadar istediğini, dünyaya gelmem için ne kadar dua ettiğini, benim için ne kadar emek verdiğini büyüdükçe daha iyi anladım. Şimdi düşünüyorum da, belki beni sarılamadığın kadar sevdin. Belki bana söyleyemediğin her güzel sözü içinde taşıdın. O yük seni de yordu biliyorum. Keşke zamanın yönünü değiştirebilsek baba. Keşke yıllar geriye doğru akabilse. O eski günlerden birine gidip küçük ellerimi avucunun içine bırakabilsem. Markete giderken elimi tutabilirdin mesela. Bir çikolata seçmem için önümde bekleyebilirdin. Yol boyunca anlamsız şeylerden konuşurduk. Belki bugün hatırlamayacağım kadar sıradan bir gün olurdu ama insan büyüdüğünde anlıyor; özlenen şeyler büyük anılar değilmiş, küçük mutluluklarmış. Şimdi dönüp baktığımda en çok onları özlüyorum. Çocukken o hastane odasında bana verdiğin kan dolaşıyor damarlarımda. Belki de bu yüzden kendime baktığımda seni görüyorum. İnsanlara çabuk inanışım sende var. Sevilmediğim yerlerde kalmak için gösterdiğim o anlamsız direnç sende var. Kırıldığım zaman içime çöken o sessizlik, o inat, o vazgeçmeyiş sende var. Beni ben yapan ne varsa, dönüp dolaşıp sana çıkıyor yolu. Ve biliyorum ki ben aynaya baktığımda sende kendimi gördüğüm gibi, sen de bana baktığında biraz kendini görüyorsun. Belki bu yüzden birbirimize bu kadar benziyoruz, belki bu yüzden
Canım babam...
Bazı insanlar konuşarak dünyayı doldurur, sen ise sessizliğinle benim dünyamı inşa ettin babam. Hayatın en büyük gürültüleri ortasında, senin o sakin ve kelimesiz duruşun benim en güvenli sığınağım oldu. Meğer bir insan hiç konuşmadan da en güçlü öğüdü verebilir, hiç bağırmadan da bir evi koruyabilirmiş. Sen bu hayatın hırpıcı gürültüsüne karşı bana öğretilen en derin, en zekice 'sessiz cevaptın'. Kelimelerin yetmediği yerde sadece varlığınla yanımda durduğun için teşekkür ederim. Babalar Günün kutlu olsun
...baba evi mezarlık oldu içimde, demlendi ayrılık, nemlendi kader; bana gitmek düştü, onlara gitme diyememek.
Şiir