7/10
·125 syf.··
2026 6. kitabı
Zafer Algöz'ünde bir röportajında dediği gibi. Bir kitap ister ve kütüphaneci kutudan sıfır bir kitap çıkarıp Alagöz'e verir. Ağır Roman - Metin Kaçan. İncecik... dedim. Babacığım, Ağır Roman da kitap niye ince? Nereden biliyorsun, belki içindekiler ağırdır' dedi. Bu kısa an kitabı o kadar güzel anlatıyor ki başka bir şey demeye gerek yok. Kitap bize başarmayı ve başaramamayı çok acı şekilde anlatıyor.
Ağır RomanMetin Kaçan · Everest Yayınları · 20122,770 okunma
İnsan Kendinin Göçebesidir
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 07:43
“İnsan yaşarken görür güzelliği Acı bile bir dünya nimetidir sonunda Ancak yaşayanların anısı olur.” — Şükrü Erbaş Bu kitapta insanın yüzüne bağıran bir dil yok. Daha çok gece herkes sustuktan sonra insanın içine oturan o sessizlik gibi ilerliyor satırlar. Sayfalar boyunca yalnızlık sevgi kırgınlık çocukluk geçmişe duyulan özlem ve insanın kendine bile yetişemeyişi dolaşıyordu sürekli bütün bunlar öyle doğal öyle gösterişsiz anlatılıyor ki bazı satırları okuduğumda fark ettirmeden gelip zihnimin içine yerleşti. En sevdiğim tarafı da buydu zaten. Büyük cümleler kurmadan derinleşebilmesi… Bir tren garını anlatırken bile insanın içindeki terk edilmişliği hissettirebiliyor. Bir akşamdan söz ederken yıllardır sustuğunuz bir duyguyu çıkarıp önünüze koyabiliyor. Kitap boyunca sürekli düşündüm. İnsan kalabalıklardan değil anlaşılmadığı yerlerden yoruluyormuş. Altını çizdiğim çok fazla satır oldu ama bazıları gerçekten uzun süre peşimi bırakmayacak gibi “İnsan kendinin göçebesidir babacığım…” “Yapraklarına güneş vurdukça gölgesi büyüyen bir ağaç gibi sustun.” “İnsan, yüreğini göğüskafesinde yapayalnız taşıyor.” “Orada sizin güzelliğinizden geçmemiş hiçbir şeyin yeri yoktur.” “Ölümü hak etmeyen yaşam, en temel özelliğini yitirmiş demekti.” Kitaptaki karakterler de tam olarak hayatın içinden insanlar. Eksik kırgın yorulmuş ama yine de içlerinde küçücük de olsa bir umut taşıyan insanlar… O yüzden okurken çok tanıdık hissettim hiç öyle uzak hissetmiyor. Tam tersine bazı satırlar geçmişten bir anıyı çağırıyor gibi geliyordu gözlerimin önüne. Şükrü Erbaş’ın önsözü de kitabın ruhuna çok yakışmış. Aynı incelik aynı kırgınlık ve aynı insan sıcaklığı orada da hissediliyor gerçekten müthiş. Günümüzde çoğu şey hızlı tüketilirken böyle metinlere denk gelmek gerçekten kıymetli
Alıntı
İnsanın Acısını İnsan AlırŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814bin okunma
Reklam
Çocuk gelişimi uzmanının gözünden:
Puan vermedi·24 syf.··
2026 35. kitabı
Sevginin sadece sözlerle değil, davranışlarla da gösterildiğini sade bir şekilde hissettiriyor. Bu yönüyle çocukların duygusal gelişimini ve güven duygusunu destekliyor.Özellikle birlikte okunduğunda, baba ile çocuk arasında yakınlık kuran, iç ısıtan ve güven veren bir etki bırakıyor. Seni Seviyorum Babacığım
Seni Seviyorum BabacığımMelanie Joyce · İndigo Çocuk · 20167 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Kitap güzeldi Özellikle çözüm odaklı 2 yaş için çözüm önerileri de verilmiş ekran süresi 2-3 yaşlarındaki çocuk, “Al anneciğim/babacığım, sürem doldu teşekkür ederim” mi diyecek? Elbette demeyecek. Cümlesi gercekten doğru 1 yanlışı 5 doğru ile düzeltebiliriz cümlesi çok ilgimi çekti Kitapta alıntı sözler de vardı örneğin;Dünyaca ünlü psikolog John Gottman olumsuz bir davranışta bulunduğumuzda 5 olumlu davranışla bunu tolere edebiliriz Kitap Çözüm önerileri sunmuş Şimdi Sırada John Gottman duygusal zekası yüksek cocuklar yetiştirmek kitabını okumak var
Sınır Var Sinir YokSaniye Bencik Kangal · Doğan Kitap · 20251,850 okunma
7/10
·144 syf.··
2026 2. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 23:28
İsmi ne de karamsar duran bir kitap değil mi? Halbuki okurken karanlığın içindeki ışığın yayılışına sayfa sayfa şahit olduğunuz ve ışığın içindeki karanlıkla yüzleştiğiniz bir kitap… Kitabı kısaca özetleyecek olursak; anne baba tuvache ve üç çocukları kitabın ismi de olan intihar dükkanı nın sahibiler. Bu dükkana bir kez gelenin bir daha gelmediği ile övünen aile yıllardır zehirli otlar, silahlar, zehirli şekerlemeler(çocuklar için), harakiri kılıçları, insanların kendini asması için ipler gibi çeşit çeşit intihar malzemeleri satıyorlar. Ailenin en küçük çocuğu olan Alan bütün bu mutsuz karamsar tabiri caizse ölüm kokan ailenin içinde bataklıkta açan bir çiçek gibi tüm gülergüzü ile büyüyor. Alan büyüdükçe aile onlara benzemediğini fark edip ne kadar söylenseler ne kadar ceza verseler de Alan iyimserliğinden vazgeçmiyor asla. Bir gün babası çok sinirlenip onu ceza olarak Monoko’ya intihar komandosu eğitimi almaya gönderiyor. Bu eğitimdeki insanların da üstesinden gülergüzlülüğü ile gelen Alan en sonunda ailesinin yanına geri gönderiliyor. Bu süreçte ailesine yazdığı bi kaç cümle mektuptan dolayı bu incelemeyi yapmak istedim aslında. “Anneciğim babacığım sizi seviyorum… Benim için endişelenmeyin.Kesinlikle her şey iyi olacak “ ( bu mektubu okuyan ailenin dedikleri ise ‘ah o ezeli ve ebedi iyimser, ah o kızıl şeytan!’)(aslında aile Alan’ın bu kadar iyimser olmasını kaldıramıyor ama özlemeye de başlıyorlar yavaş yavaş) Kitabın devamında da Alan ı özleyen ailesi Alan ın dönmesiyle beraber onun saçtığı pozitiflikten nasibini alıyor. Baba tuvache hastayken aile ölüm beni ırgalamaz olan toptancısını bile değiştirip dükkanlarına gülmekten katılmak’tan alıyor mallarını. Öyle bir değişim işte siz düşünün… Evet biz Alan ın bu basit bir iki cümlesinin neden bana inceleme
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,7bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2026 14:49
Bu nasıl sahici bir anlatımdır böyle. Acıları göstermekten ziyade, her şeyi tüm sadeliği ve çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Bir kızın babasına olan sevgisinin dokunaklı öyküsünü okuyoruz. Belki beni bu kadar derinden etkilemesinin bir sebebi de, okuduğum dönemde babamın da sağlık sorunları yaşıyor olmasıydı. Kitaba dönecek olursak; Alzheimer hastası olan babanın zihni karmakarışık. Kızının gözleri önünde yavaş yavaş ölüme yaklaşıyor. Kızı, zihninde çocukluk yıllarındaki mükemmel babası ile şimdilerde hiçbir şeyi hatırlayamayan babası arasında yaşadığı anları gözünde canlandırıyor. Bu acı tecrübe, parçalanmadan anlatılamıyor. Çünkü söz konusu olan bedensel ve zihinsel çöküş son derece yıkıcı. Ölümü her yönüyle algılamak ve onunla yüzleşmek, tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor. #kitaptanalıntılar Hadi babacığım, sana sarılayım. Şimdi kucağına oturup kafamı omzuna koyayım çünkü tam oraya göre.
Çıplak BabalarMargit Schreiner · Yapı Kredi Yayınları · 2024402 okunma
Reklam
Reklam