Babamın titremeye başlayan sağlam elinde tuttuğu kağıt yaprağını aldım. Beni hayrette bırakan kağıt üzerinde, Babamın, hayatında sarf ettiği ilk tepki sözlerini görüyordum. Kendine güven duygusunun geri gelmiş olması bana mutluluk verdi. Bu iyi işte, mücadele etmeye devam edecek, diye düşündüm. Babamın el yazısı pek fazla değişmiş değildi. Sağlığı yerin­ de olduğu zamanlarda da yaptığı küçük imla hatalarının gene tekrarlandığının farkına vardım. Bunu iyi bir işaret olarak yo­ rumladım ... Zavallı Babacığım, hayatı boyunca üç ayrı alfabeyle yaşama­ ya çalışmasına rağmen, buna tamamen alışamamıştı bir türlü. İlk başta, doğrusu henüz İstanbul'a gitmeden önce, yazılarını Latince alfabeyle, soldan sağa yazıyormuş; daha sonra, Osman­ lıca, Arapça yazıyı sökmüş. İstanbul'da, yazılarını sağdan sola yazıyormuş. Osmanlı yazısı ile yazdığı ilk metinleri, İstanbul'un usta hattatları bile onun gibi yazmakta zorlanırdı. İstanbul'dan ana yurduna döndüğünde, Latince'ye dayalı Arnavut alfabesini kullanarak, yine soldan sağa yazmaya başlamış. Yurdunu terk ettikten sonra ise gene soldan sağa, ancak bu defa Kiril alfabe­ siyle yazmaya devam etti. Latin yazısıyla kaleme aldığı metinlerde, bazen
Sayfa 245 - YKY yayınları 2008
Edebiyat - Roman - Tarih
Reklam
Nefsin aşırı arzuları padişahları köle yaptığı gibi sabır da köleleri padişahlığa yükseltir. Hz. Yusuf (a.s) sabrı sayesinde Mısır meliki oldu. Buna karşılık Züleyha, nefsinin azgın arzusu yüzünden, Hz. Yusuf’a (a.s) karşı duyduğu aşkı gemleyemediği için zavallı, düşkün, yoksul, yaşlı ve gözlerinden mahrum bir duruma düştü. Ebul Hasan er-Razi’nin (rahimehullahu) anlattığına göre, ölümünden iki yıl sonra babasını rüyasında görür, üzerinde katrandan bir elbise vardır. Ona sorar, “Babacığım, niye seni cehennemliklerin kılığı içinde görüyorum.” Babası; “Yavrum, nefsim beni cehenneme sürükledi! Sakın nefsine aldanma!” der. Şairin biri bu konuda şöyle der; Başıma dört belâ sarıldı. Sapıklığım ve iradesizliğim yüzünden düştüm pençelerine; Şeytan, dünya, nefsim ve sonu olmayan arzular. Hepsi de düşmanım, acaba kurtuluş nasıl? İhtiras ve kuruntuların karanlığında,
Sayfa 33 - Çelik Yayınevi
Din (İslam) , Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar
"Ey oğlum! Rüyamda seni kurban ettiğimi görüyorum. Bu ko- nuda ne düşünüyorsun? Oğlu dedi ki, 'Ey babacığım! Emrolun- duğunu yap. İnşallah benim sabredenlerden olduğumu görecek- sin.' Her ikisi de Allah'ın emrine teslim olunca, babası onu yüz üstü yatırdı."
Sayfa 390 - Paradoks yayınları·Kitabı okudu
Tören tahmin edeceğin şekilde noktalandı; Oğuz Atay’ın bir babaya yazılmış en güzel mektupta dediği gibi tabut çukura konduktan sonra üstüne büyük beton bloklar yerleştirildi. Bu teknik geleneği sevmiyorum babacığım; aşılmaz engellere karşıyım.
Alıntı
A.Camus kızı anlatıyor
Bir gün babamı salonda alçak bir koltuğa oturmuş başı önüne eğik gördüm. Ona "Babacığım üzgün müsün?" dedim. Başını kaldırıp gözlerimin içine bakarak, "Hayır, yalnızım diye yanıt verdi.
Sayfa 13 - Yky·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam