Babamın titremeye başlayan sağlam elinde tuttuğu kağıt yaprağını aldım. Beni hayrette bırakan kağıt üzerinde, Babamın, hayatında sarf ettiği ilk tepki sözlerini görüyordum. Kendine güven duygusunun geri gelmiş olması bana mutluluk verdi. Bu iyi işte, mücadele etmeye devam edecek, diye düşündüm.
Babamın el yazısı pek fazla değişmiş değildi. Sağlığı yerin de olduğu zamanlarda da yaptığı küçük imla hatalarının gene tekrarlandığının farkına vardım. Bunu iyi bir işaret olarak yo rumladım ...
Zavallı Babacığım, hayatı boyunca üç ayrı alfabeyle yaşama ya çalışmasına rağmen, buna tamamen alışamamıştı bir türlü.
İlk başta, doğrusu henüz İstanbul'a gitmeden önce, yazılarını Latince alfabeyle, soldan sağa yazıyormuş; daha sonra, Osman lıca, Arapça yazıyı sökmüş. İstanbul'da, yazılarını sağdan sola yazıyormuş. Osmanlı yazısı ile yazdığı ilk metinleri, İstanbul'un usta hattatları bile onun gibi yazmakta zorlanırdı. İstanbul'dan ana yurduna döndüğünde, Latince'ye dayalı Arnavut alfabesini kullanarak, yine soldan sağa yazmaya başlamış. Yurdunu terk ettikten sonra ise gene soldan sağa, ancak bu defa Kiril alfabe siyle yazmaya devam etti.
Latin yazısıyla kaleme aldığı metinlerde, bazen
Sayfa 245 - YKY yayınları 2008