Babam mecbur kalmadıkça bana iş vermez çünkü dünyayı sevmediğimi bilir. Şimdi ben ona bir monalisa tablosu çizerim bir iki saate biter.
Bugün bırak gitsin günüymüş o zaman bırak gitsin.
Bir ağacın sonbaharda yapraklarını dökmesi bir kayıp mıdır, yoksa bahara hazırlık mı? İnsan, hayatındaki her yaprağı dalında zorla tutmak ister; sararsa da, kurusa da... Oysa felsefe bize öğretir ki; gitmesi gerekene direnmek, akıntıya karşı kürek çekmektir ve sadece ruhu yıpratır. İsmet Özel’in o sarsıcı tespiti gibi: 'İnsan eşref-i mahlukattır derdi babam / bu demektir ki eşya gayret edecek insan olmak için.' Ruhunu eşyaya, bitmiş hikayelere, sönmüş heveslere esir etme. Bırak gitsin; çünkü bazen sadece boşlukta yeşerir en gerçek anlamlar."
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Babam ameliyata giriyor dua etmek isteyen ederse sevinirim
Günümü anlatıcam çünkü neden olmasın ki nee??
Meyaba yasısın?? Sabah 9.30 ve 10'a alarm kurdum ama 11'e kadar uyudum. Çünkü uyumak istedim. Sonra kahvaltı yaptım. Kurumuş kıyafetlerimi toplayıp hazırlandım. 13.15'te psikolojik danışmanla 16. Seansımızı yaptık. Sonra bi ödevimin çıktısını aldım. Yurda dönüp ödevi bıraktım. Okula dönüp saat dörtteki sınavıma çalıştım. Slaytları bi kere okuyup sınava girdim. Hoca dersten geçelim diye elinden geleni yapmış soruları kolay hazırlamıştı bence. Sınav sonucu açıklanınca itiraf ederim. Sonra merkeze gittim ayakkabıcıya gidip bi tane babet aldım. Merkeze gitmişken parka gitmemek olmazdı parka gidip spor aletlerine bindim sonra salıncakta sallandım. Parkta bi tane prensesle tanıştım. Yanımdaki salıncağa binmişti. Bi tane oğlanla birlikte oynuyolardı abla kardeşler sanmıştım. Meğer arkadaşıymış. Arkadaşının adı Aras'mış. Ama r harfini söyleyemediği ve peltek konuştuğu için Ayaz diyo sanmıştım. Sonunda Aras dediğini anladım. Arkadaşı onu sallarken salıncağa tekme atıyordu. Öyle düşersin ama dedim çocuğa. Prenseste tekme at dedi ama öyle düşer dedim. O da eliyle tekme atsın dedi. Sonra arkadaşını kardeşi sandığımı söyledim. O da kardeşim var benim adı Poyraz dedi. Hmm güzelmiş ismi dedim. Sonra senin adın ne dedim. Elanur dedi. Kulağımda kulaklık vardı Edanur dedim yok Elanur dedi. Sonra salıncak çok büyük bu park bizim çünkü okulumuza yakın dedi. Arkadaşı onu sallamayı bırakmıştı. Sen beni sallar mısın? Dedi. Tabiiki de dedim ve salladım. Ben salladıktan sonra tamam yeter birazda babam sallasın dedi. Kızın bütün özelini döktük. Allah gahretmesin. Kızın yanından ayrılınca "Elanur başa bela bi güzelliğin var dikkat et tatlım" diye içimden geçirmiş olabilirim. Sonra sosyal tesiste bi tost bi de supangle yedikten sonra yurda döndüm. İp atlayıp yürüyüş yaptım. Saat dokuza kadar
1000Kitap
Aynamda yüzüm biraz kırık Yorgun bakıyor, babam gibi Gelip geçen insanlar Kendi yüklerini taşıyor, susuyorlar
Müzik
Babam..
Nasıl başlasam Nasıl desem Yokluğun acı yük Kime anlatsam Dilsizdi kalemim Sığmıyor satırlara Neyi nasıl anlatsam İyiliğinle gide durdun Bir gurbet akşamıydı Ortalığa düşen acın İçimizde esen yellerin Tarifsiz duyguların... Bir bilinmeze doğru Yol aldın durdun Erkendi çok erken Gidişin Ani bir rüzgar Esti ortalığa Sanki yeminliydi Seni bizden almaya, Bizi öksüz bırakmaya Olmadı be Erkendi çok erken Gidişin. ~~Emrah Elitaş ~~
Şiir