Sekiz yaşında kadardım. Babam gelir: 'Bu gece Sizinle camiye gitsek çocuklar erkence.
Giderseniz gelin amna namazda uslu durun;
Merâmınız yaramazlıksa işte ev, oturun!'
Deyip alırdı beraber benimle kardeşimi
Namaza durdu mu, haliyle koy verir peşimi
Dalar giderdi, ben artık kalınca âzade
Ne âşıkane koşardım hasırlar üstünde.
Halalarımdan biri, kendine bile benzemiyor, yiyip bitirmiş onu illet, diye hıçkıra hıçkıra ağladı.
Eriyip bitmişti, ama benim için hâlâ aynıydı, en yakışıklı, en uzun boylu adam, benim babam.