Ters köşe
10/10
·32 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Bu kitabı beğenmeyip, okurken eğlenmeyen, sonunda gülmeyen okura ben okur demem, her baba sıfatı, insanların babalara iteklettirdiği şekilde olmak zorunda değil, tıpkı "erkekler ağlamaz" saçmalığı gibi... Görsellik olarak kolaj kullanılması da ayrı bir güzellik katmış seriye. Baştan aşağı emek kokuyor.
Kedim Babama BenziyorThao Lam · Beyaz Balina Yayınları · 202019 okunma
Bakılmayan Pencere
Puan vermedi
Tuba Karatop bir sanatçı. Bunu öykülerinde bir kez daha anlıyoruz. Hiç aceleye getirmeden sindire sindire kurgusunu işliyor. Sona yaklaştığımızda bir iç sese dönüşüyor kahraman. Onunla bir yerlerde muhakkak karşılaştığımıza inanıyoruz. Herbaryumda çocuklarını büyüten anneler var hikâyelerinde. Kendi kendine çelme takan insanlar. Öfkesini sığınak yapmışları da anlatıyor bize. İnsanın içine girdiği gibi evlerin de içine giriyor yazarımız. Evlerin şarkılarından bahsediyor bize. Ait olmadığı evin bir anda tek sahibi olanlardan. Bir ölünün ardından evi terk eden eşyalardan. İnsanın acziyetini, kendiyle yüzleşmelerini geniş bir perspektiften anlatıyor. Dil işçiliğinde de emeğini sonuna kadar vermekten geri kalmıyor Sevgili Tuba. "Gerçi ölüm yarım bıraktırır. Bu örgü tamamlansaydı eminim başka bir şey yarım kalacaktı. Örgüyü bırakan kadın bir şey söyleyip söylememek arasında bocalıyor. "Değerli eşya harici genelde pek bir şey bırakmayız." Gerçeği bağırıyor hepsi. Bir gün siz de bir şeyi olduğu gibi bırakıp gideceksiniz. Tamamlanmamışı arkanızda bırakarak diğer kadın sözünü bitirmesine izin vermiyor. "İşine bak." Birkaç alıntı "Hani iradesi olsa şöyle eteklerini toplayıp üç dört adım atacak,t kumlara bata çıka denize kavuşup köklerini oraya salacaktı. Fakat insanlar yine gün yüzü göstermez, bu kez Rahat yüzemiyoruz," derlerdi." "Matemli kumru değil, bilirim gülen kumru bunlar; beyaz kanatlı, boğazında siyah kolye taşır. Ekmeğimi yiyip pencereme bakıyor. Dik durmaya gücü olmayan başı ağırlaşmış bir karanfil gibi pencereye dayanıp izliyorum onları." "Mesela diğer çocukların gök Tuba Karatop yüzüyle aralarında kimse olmadığını, salıncakta ayaklarını göğe doğru kaldırdıklarını görecekler." "Babama göstermediği sevinci açmak üzere olan çiçeğe yeni doğum yapan kediye yazın ilk
Edebiyat
Bakılmayan PencereTuba Karatop · Şule Yayınları · 202517 okunma
Reklam
Puan vermedi·88 syf.··
Beğendi
·
2026 73. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 09:23
Sayfa 74'teki "Babam, Annem ve Ben" başlıklı bölümde geçen aşağıdaki paragrafın son cümlesi kitabın ana fikri gibi : "Bu mutluluğun uzun süre böyle devam edebileceğini hayal etmeye başladım, belki de her zaman böyle olurdu. Mutluluk çok kolaydı. Babamın iyi davranması yetiyor, böylece annem mutlu oluyordu ve biz çocuklar da onunla birlikte mutlu oluyorduk. Ertesi gün, babam eve geç vakitte, çok yorgun bir halde döndü; artık iyi davranmıyordu, aynı baba değildi. Babama göre mutluluk o kadar kolay olmamalıydı."
Asla Kimseyi Öldürmedi Benim BabamJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
1/10
·208 syf.··
2026 13. kitabı
Bahçıvan ve Ölüm " Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe. " Bir isim bir kitaba ancak bu kadar yakışabilir, ancak bu kadar tam yerinde ve anlamlı olabilirdi. Yazarın babasına olan sevgisini, babasını rol model olarak görmesini ve en acı yanı olan; babasının öleceğini bir hastalıkla öğrenene kadar onunla geçirilmemiş zamanların olduğunu, babasının tanıyamadığını anlayıp babasını anlatmaya yazmaya başlamasını anlatıyor. Babasının tüm hayatından babasının kendisine anlattıklarını ve hikayelerini yazmaya başlıyor ve yazdıkça rahatladığını söylüyor. Çok akıcı ve etkileyici bölümleri var. Özellikle bazı duyguları yaşaması ve okuyucuya bunları hissettirmesi ve en önemlisi babasını yazması. Yazarın da dediği gibi; " babalar hakkında yazmak daha zordur belki de annenizle aranızda görünmez bir göbek bağı varlığını çocukluğunuz boyunca sürdürdüğü içindir; anne hep yanınızdadır öğle yemeğini hazırlar hastayken size o bakar anne içinde yüzdüğünüz hava gibidir. Baba bambaşka bir şeydir." Yazar için baba; "puslu, belirsiz, karanlık, korkutucu çoğu zaman ortada olmayan ve sigarasına bakıp başka dünyalara dalan." Fakat yine de babası onun için çok şey. Babasını ve onun hikayelerini anlatırken bir sevgiyle bahsetmesi aslında anne babalarımıza karşı ne kadar içten saygılı ya da onların hayatlarını ne kadar iyi bilen birer çocuklarız düşüncesini kalbinin vicdanının tam ortasına Bir mıh gibi çakıyor. Ve kitapta sanırım en beğendiğim nokta; yazar babasının bahçesini anlatırken her defasında " babamın bahçesi" deyip geçmeden ayrıntılarıyla, güzellikleriyle ve babasının bahçeye verdiği değeri önemi her bir bitkiye olan özenini bahçeyi anlatırken her defasında hissettirmesi çok güzel bir detay. Sanki bahçeyi her detaylandırıp bütün güzellikleri ile anlattığında, "sümbüller nergisler şakayık
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,3bin okunma
8/10
·84 syf.··
2026 22. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:00
Herkese günaydınlar! Öğlen okuyorsanız iyi öğlenler, akşam okuyorsanız iyi akşamlar. Dün gece ufak bir maratonla bitirdiğim Küçük Şeyler'den bahsedeceğim. Kitabımız, günlük hayat hakkında birkaç hikâyeden -okurken biraz uyku sersemi olduğum için tam hatırlamıyorum ne yazık ki- oluşuyor. Hikâyelerin her birini beğendim. Samipaşazade Sezai'nin yazım dilini de çok beğendim. Kendisinden okuduğum ilk eseri bu ve inşallah başka eserlerini de okuyacağım. Spoiler! En beğendiğim hikâye sanırım Dilsitan'ın hikâyesiydi ama en üzüldüğüm hikâye de ona aitti. Başını sokmak için girdiği ve hizmetlilik yaptığı o evde ev sahibi Behçet Bey tarafında zorla öpülmesi, bir ilişkiye zorlanması ve bunu reddetmeye çalışınca dayak yemesi... Tam Behçet Bey'e âşık olduğu zaman ise onun evlenip düğün parası için kendisini -yani Dilsitan'ı, yanlış anlaşılmasın- satacağını öğrenmesi ve yataklara düşmesi gerçekten hüzünlendirici bir şekilde yazılmıştı, yani olması gerektiği gibi. Buradan da yine anlamış olduk ki, her erkek olmasa da bir erkek bir kadının hayatını mahvedebiliyor. Spoiler bitti! :) Küçük Şeyler herkese uygun bir Türk klasiği değil ne yazık ki. Günümüz Türkçesine çevrilse de hâlâ çok fazla Osmanlıca terim var, ben bunları anlamak için sık sık babama soru sordum. Ama eğer Osmanlıca sizi rahatsız etmez diyorsanız ve günlük yaşantıya benzer ancak çok daha heyecanlı ve birazcık hüzünlü hikâyeler arıyorsanız bu kitabı öneririm. Beni okuduğunuz için teşekkür ederim.
Küçük ŞeylerSamipaşazade Sezai · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,3bin okunma
Puan vermedi·232 syf.·
2026 347. kitabı
Bir keresinde Milanolu bir hırsız babama şöyle demişti: “Ben çalmıyorum, sadece zenginleri lüzumsuz servetlerinden kurtarıyorum.” Cesare Lombroso On dokuzuncu yüzyılın sonları ve yirminci yüzyılın başlarına denk gelen dönemde suçun nedenlerine dair Avrupa ve Amerika’da yaygın olarak kabul edilen düşünceleri temelinden sarsmayı başaran Lombroso, bu çalışmasında İtalyan mahkûmların baş, vücut, el, kol, yüz, bacak, deri gibi dış özelliklerini inceleyerek İtalyan askerlerle kıyaslamıştır. Elde ettiği bulgularda, suçlularla normal insanların fiziksel olarak ayırt edici çok sayıda özelliğe sahip olduğunu görmüş ve suç eyleminin daha çok biyolojik nedenlerden kaynaklandığını ortaya koymuştur. Lombroso, suçluları “doğuştan suçlu”, “akıl hastası suçlu” ve “kriminaloidler” olarak tasnif etmektedir. Lombroso, Suçlu İnsan’da cezaların amacı konusunda da dikkat çekici görüşler sunmaktadır. Cezanın -yaygın uygulamanın aksine- tedavi edici olması gerektiğini savunmakta ve ceza ile asıl gayenin toplumun korunması olduğunu vurgulamaktadır. İlk kez 1876 yılında yayımlanan ve dünya çapında büyük yankı uyandıran bu eser, her yeni baskıda yazar tarafından gözden geçirilmiş ve çeşitli eklemeler yapılmıştır. Nihai edisyonu dikkate alınarak tercümesi yapılan bu eser, sosyoloji, psikoloji ve antropoloji gibi alanlarda çalışan kişiler için önemli bir başvuru kaynağı olma özelliği taşımaktadır. Suçlu İnsan
Araştırma-İnceleme
Suçlu İnsanCesare Lombroso · Albaraka Yayınları · 202251 okunma
Reklam
Reklam