Bahçıvan ve Ölüm
" Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe. "
Bir isim bir kitaba ancak bu kadar yakışabilir, ancak bu kadar tam yerinde ve anlamlı olabilirdi.
Yazarın babasına olan sevgisini, babasını rol model olarak görmesini ve en acı yanı olan; babasının öleceğini bir hastalıkla öğrenene kadar onunla geçirilmemiş zamanların olduğunu, babasının tanıyamadığını anlayıp babasını anlatmaya yazmaya başlamasını anlatıyor.
Babasının tüm hayatından babasının kendisine anlattıklarını ve hikayelerini yazmaya başlıyor ve yazdıkça rahatladığını söylüyor.
Çok akıcı ve etkileyici bölümleri var. Özellikle bazı duyguları yaşaması ve okuyucuya bunları hissettirmesi ve en önemlisi babasını yazması. Yazarın da dediği gibi; " babalar hakkında yazmak daha zordur belki de annenizle aranızda görünmez bir göbek bağı varlığını çocukluğunuz boyunca sürdürdüğü içindir; anne hep yanınızdadır öğle yemeğini hazırlar hastayken size o bakar anne içinde yüzdüğünüz hava gibidir. Baba bambaşka bir şeydir."
Yazar için baba; "puslu, belirsiz, karanlık, korkutucu çoğu zaman ortada olmayan ve sigarasına bakıp başka dünyalara dalan."
Fakat yine de babası onun için çok şey. Babasını ve onun hikayelerini anlatırken bir sevgiyle bahsetmesi aslında anne babalarımıza karşı ne kadar içten saygılı ya da onların hayatlarını ne kadar iyi bilen birer çocuklarız düşüncesini kalbinin vicdanının tam ortasına Bir mıh gibi çakıyor.
Ve kitapta sanırım en beğendiğim nokta; yazar babasının bahçesini anlatırken her defasında " babamın bahçesi" deyip geçmeden ayrıntılarıyla, güzellikleriyle ve babasının bahçeye verdiği değeri önemi her bir bitkiye olan özenini bahçeyi anlatırken her defasında hissettirmesi çok güzel bir detay. Sanki bahçeyi her detaylandırıp bütün güzellikleri ile anlattığında, "sümbüller nergisler şakayık