Bazı mektuplar yazılır…
Ama hiçbir zarfa konmaz. Çünkü bazı kelimeler, duyulmak için değil, sadece içimizden gitmesi için vardır.
Franz Kafka'nın babasına yazdığı mektup da böyleydi.
Bir oğulun, bir ömre yayılan suskunluğunu kâğıda dökme çabası.
Kendini 'zayıf, çekingen, suçlu'...
Babasını ise 'gürültülü, mutlak bir otorite' olarak anlatır.
Aynı çatı altında geçen yıllar boyunca, aralarındaki mesafe hiç kapanmaz.
Ama mektup bağırmaz.
Ne isyan eder, ne hesap sorar.
Her cümlesi, yorgun bir iç ses gibidir.
Sessiz bir çöküş, kibirli olmayan bir sitem...
'Senin gözünde ben hep yetersizdim,' der Kafka.
Ve bu cümlede, dünyanın tüm suskun çocukları vardır aslında.
Çünkü anlaşılmak, sevilmekten bambaşka bir şeydir.
Kafka bu mektupla babasını yargılamadı…
Kendini anlamaya çalıştı.
Ve o yüzden bu mektup, sadece bir aile meselesi değil…
Anlaşılmayı bekleyen herkesin hikayesidir."