"Olacak olan olur, beklenen gelir. Bugün doğan yarın elbet ölür."
bizimkiler dedikse yâni sözüngelişi fârâbi, ibni sina kaşgarlı mahmut filan yâni sümerler sümer âsur bâbil kalde dicle fırat toprakları mezopotamya -geldânî de dense olur kaldeliler de—
Sayfa 96 - Bilgi Yayınevi·Kitabı okuyor
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Aşk mıdır ki boynuma takıp bela zincirini Gezdirip Mecnûnleyin âleme rüsva eyleyen -Muhibbî
Alıntı
Ey nefsim! Kendini beğenme, çünkü senin ayıbın çoktur..
Bağteten olmuş iken tûtî guruba hem-nişîn Yine şekvâyı gurâb eyler garâbet bundadır.. Nev'î / Kader savurupta ansızın bir papağan bir karga ile aynı kafese girince, bundan ilk şikayet edenin karga olması garip değil midir?!
Sayfa 128·Kitabı okudu
Hikmet taleb-i malda Karun gibi şimdi..
Hikmet taleb-i malda Karun gibi şimdi Hahişgeri-i lokmada Lokman unutulmuş.. Nâbî "Malk mülk peşinde koşarakKarun gibi yaşamanın adına hikmet diyorlar şimdi. O kadar ki, lokma peşinde koşarken Lokman Hekim'in öğütleri unutulup gitmiş" ​Ne kadar tanıdık bir manzara değil mi? Bugün başarının, akıllılığın ve "hikmetin" ölçüsü ne yazık ki daha çok kazanmak, daha çok biriktirmek ve Karun gibi ihtişam içinde yaşamak haline geldi. Bir lokma daha fazla koparabilmek, biraz daha lüks yaşayabilmek için verdiğimiz o amansız kavga, ruhumuzu iyileştirecek olan asıl şifayı, yani manevi bilgeliği (Lokman Hekim’i) bize unutturdu. ​Hırslarımızın peşinde koşarken rızkı veren Rezzak'ı unutuyor, rızkın kendisini ilahlaştırıyoruz. Oysa insan, sadece midesini doyurmak için dünyaya gelmiş bir varlık değildir; kalbin ve ruhun da doymaya, şifaya ihtiyacı vardır. Zira: ​"Hırs, sebeb-i mahrumiyettir ve vasıta-i zillettir... İnsan hırs ile rızkına cihad etse, aczini göstermekle rızkını zenginleştirir. Rızka karşı hırsla saldırmak, bereketsizliğe ve perişanlığa sebeptir." (Mektubat / İktisat Risalesi) ​Karun gibi yığıp biriktirmeyi marifet saydığımız bu dünyada, asıl zenginliğin kanaatte, asıl şifanın ise ruhu besleyen o manevi hakikatlerde olduğunu hatırlamaya ne kadar da ihtiyacımız var. Lokma peşinde koşarken, bizi biz yapan değerleri arkamızda bırakmayacağımız bir hayat duasıyla... ​Vesselam..
Sayfa 137·Kitabı okudu
Yaşadığım şeyin "eşyanın ruhu" demek olduğunu ve Doğulu uluslarda bunun için "eşyaya bakma"nın gerçeği görmekle eşdeğer tutulduğunu sonradan öğrenecektim. Buna göre varlığa bürünmüş her şeyin bir ruhu, bir hayatı vardı. Tıpkı insanlar ve hayvanlar gibi bitkiler de cansız varlıklar da birer hayat sürüyor, yerküre topyekün nefes alıyor, yaşıyor ve yaşatıyordu. Toprakta hayat vardı, suda hayat vardı, ateşte ve havada hayat vardı. Hatta, hayat bunlardan ibaretti.
Sayfa 42·Kitabı okuyor
Alıntı