Yanılmış olamazdı.
Bu gözlerden yalnızca bir çift vardı.
Onun için hayatın bütün ışığını ve anlamını kendinden toplamaya muktedir sadece tek bir varlık vardı.
Ne kadın eski kadındı ne adam eski adam...
Ama tıpkı ayaklarının dibindeki bu kara hayaletler gibi kendilerini bulmak için boş yere didiniyor,
cansız ve güçsüz çabalarla kendilerinden kaçıp,
kendilerini yakalamaya çalışıyorlardı.
“Düş görür gibi belirsize doğru bırak kendini,
yabancı bir selle sürüklen,
birbirinize dokunmadan
ama yine de birbirinizi hissederek,
birbirinizi arzulayarak ama ulaşamadan.
Böylece kal yalnızca,
bu bitmeyen alacakaranlıkta,
saatlerce,
sonsuza kadar,
düşlere sarıp sarmalanarak.”