22 Temmuz 2017 güneşli bir sabaha uyanmıştım ki, keşke uyanmasaydım diyerek banyoya koştum ve klozete başımı eğip saçlarımın kusmuk olmasını umursamadan içimden canavar çıkartırcasına kusmaya başladım. Ve hemen eşliğinde karnımı büken o lanet olası ishal... O gün arkadaşım Oliver'ı havaalanına uğurlamaya gidecektim ki lavobadan çıkamadım ve kusmanın beni iyice halsiz düşürüp yatağa bırakmasından itibaren gidemeyeceğimi anlayarak Oliver'ı aradım. Ve o da kendime dikkat etmem gerektiğini ve aklının bende kalacağını belirterek üzüldü. Ve telefonu kapattığım gibi kendimi yeniden lavobada buldum. Onu havaalanına geçiremediğim için bir hayli üzgündüm. Ocağa patates koyup pişmesini bekledim. Yattım yatağa ve belirleyemediğim bir hissin bedenimi sarmasını dinledim. Bana neler olduğunu merak ederken yataktan kalkamayacağımı anladım ve anneme mesaj attım. "Günaydın anne, yaklaşık iki saattir kusuyorum halsiz düştüm, yanıma gelip beni hastaneye götürür müsün?" Annem ile babam 4 yıldır ayrıydı. Ben erkek kardeşimle babamda kalıyordum. Annem ailesi ile yaşıyordu. Ikı tane de ablam vardı. Onlarda evliydi. Bir de kendimden bile çok sevdiğim minikagom diye hitap ettiğim Melih adında bir yeğenim vardı. Bu hayattaki tek mutluluk sebebim diyebilirdim. 2 yıldır Beylikdüzü'nde yaşıyorduk. Büyük ablam da evleneli 9 ay olmuştu ve o da Beylikdüzü'nde yaşıyordu. *Neyse ki annemden cevap gelmişti: "Kızım ben burdan hemen yetişemem, babana söyle hemen gelsin götürsün, bende burdan yola çıkayım anca gelirim zaten." diyordu mesajında. Haklıydı. Annemin Kadıköy de pasajın içinde küçük şirin bir moda evi vardı. Oranın işletmesinden sorumluydu. Gelmesi iki buçuk saatten fazlayı bulurdu. Malum İstanbul'un bir ucu Kadıköy diğer ucu Beylikdüzü ve yoğun Istanbul trafiği... Fakat babamın iş yeri de