Çocuklar üzerinden bir anlatı kurulduğunda dokunaklı olmaması mümkün değil. Değil mi ki dünya hayatı denilen şeyin en saf, öz hâli çocuklarda, çocuklukta mevcut.
Wolfe bu kitabında, kaybedilen bir çocuğun açtığı boşlukta salınan, yoğun duygusallıkta bir metin inşa etmiş. Dört bölümlük kitapta her bölüm farklı bir karakterin penceresinden yitirilmiş olana, hafızadan çıkıp gelen anılara, dağılmış aileye nahif bir ağıt yakıyor.
Öykü demek için fazla yatay bir düzlemi var, roman demek içinse kısa; Novella denilen tür tam olarak böyle bir şey sanırım. Psikolojik olarak derin, bilinç olarak akışkan bir kitap. Thomas Wolfe'la tanışmak için iyi bir kitap.
Geceleri oturup hayatımdan gelip geçen insanları ve her şeyin nasıl da benim planladığımdan farklı geliştiğini düşünüyorum. Sonra dışarı çıkıp yanından geçtiğim insanların suratına bakıyorum... Sana da garip gelmiyorlar mı? İnsanların gözlerindeki garip bakışı fark etmiyor musun; sanki hepsi çocukluklarından beri başlarına ne geldiğini düşünüyor, sanki hepsi kaybettikleri şeyleri arıyor...