Turgut Badra

Turgut Badra
@badragut
Akademisyen
Yüksek Lisans
İstanbul
Bursa
55 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
9/10
·224 syf.··
2025 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2025 16:35
İlk bakışta deneme gibi okunan ama sayfalar ilerledikçe gündelik hayata bambaşka bir gözle bakmayı öğreten bir kitap. Barthes, reklamdan güreşe, otomobilden dergilere kadar sıradan görünen şeylerin arkasındaki ideolojiyi sakin ama keskin bir dille açığa çıkarıyor. Okurken sık sık “Bunu ben de her gün görüyorum ama hiç böyle düşünmemiştim” duygusu geliyor. Kitabın en etkileyici yanı, okuru suçlamadan, yukarıdan konuşmadan düşünmeye davet etmesi. Zaman zaman metinler yoğun ve teorik gelebiliyor. Yine de kısa bölümler hâlinde olması nefes aldırıyor. Çağdaş Söylenler, sadece bir kültür eleştirisi değil, aynı zamanda bir farkındalık egzersizi. Bitirdiğinizde reklamlara, haberlere ve hatta kendi alışkanlıklarınıza bile biraz daha şüpheyle bakmaya başlıyorsunuz. Türk okuru için olumsuz tarafı, refere edilen birçok şeye aşina olamamak. Yine de düşünce akışının güzelliği bunu örtüyor.
Çağdaş SöylenlerRoland Barthes · Metis yayıncılık · 201477 okunma
Ürpertici yoğunluk
9/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2025 16:20
Cellat Düğümü ilk sayfalardan itibaren insanın içine hafif bir tedirginlik salan ama aynı zamanda merakla peşinden sürükleyen bir novella. Okur olarak kendimi karanlık bir odada süzülen loş bir ışığı takip ediyormuş gibi hissettim, hem görmek istiyorsun hem de göreceklerinden ürküyorsun. Yazarın dili sade ama keskin, küçük ayrıntıları yerleştirişi, karakterlerin iç dünyasını üç beş cümlede belirginleştirmesi gerçekten etkileyici. Özellikle gerilim dozunu yavaş yavaş artırması hoşuma gitti. O “düğüm” metaforunu hem olay örgüsünde hem karakter psikolojisinde hissettirmesi güçlü bir tercih olmuş. Hikâyenin atmosferi de oldukça başarılı, okurken sanki sesleri bastırmak için nefesimi tuttuğum yerler oldu. Yine de birkaç küçük eleştiri yapmadan geçemeyeceğim. Hikayenin bazı bölümlerinde tempo biraz fazla yavaşlıyor. Sanki yazar, okura düşünme payı bırakacağım derken ritmin enerjisini birkaç kez düşürmüş. Bir de yan karakterlerden bazıları yeterince derinleşmeden olaydan çekiliyor gibi geldi, özellikle kişisel motivasyonların biraz daha açılmasını isterdim. Buna rağmen Cellat Düğümü, son sayfasını kapattıktan sonra da zihinde dönmeye devam eden bir anlatı. Kısa olmasına rağmen etkisi uzun süren, karanlıkla insanın iç sesi arasında kurduğu köprüyü hissettiren bir iş.
1000Kitap
Cellat DüğümüSelman Nuriler · Şule Yayınları · 202514 okunma
KENDİ DAĞINA TIRMANIŞ
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2025 10:38
Bu bir “varış” hikâyesi değil; tırmanmanın kendisini, insanın kendi içindeki görünmez engellerle boğuşmasını anlatan bir deneyim kitabı. Ben bu romanı okurken Daumal’ın diliyle kurduğu o hafif ironik ama bir o kadar da içten tona hayran kalıyorum. Hem mistik bir hava var, hem de bunu ciddiyete boğmadan, adeta okurun kulağına fısıldar gibi anlatıyor. Dağ, aslında ulaşılmak istenen bir gerçeklik, bir bilinç hâli; ama ona çıkmaya çalışan ekip tam anlamıyla insan zaaflarının bir mozaiği gibi. Bu da metne hem sıcaklık hem de samimiyet katıyor. Daumal’ın kişisel arayışının izleri de her yerde hissediliyor: Doğuyu araştırması, bilinç üzerine düşünceleri, ölümle olan o meraklı yakınlığı. Bütün bunlar Analog Dağ’ı sadece bir roman değil, bir tür içsel rehber hâline getiriyor. Okur olarak da ister istemez kendi “dağını” düşünmeye başlıyorsun; belki de en güzel tarafı bu.
1000Kitap
Analog DağRene Daumal · Dedalus Kitap · 202443 okunma
Dünya Değişirken
8/10
·168 syf.··
2025 1. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2025 15:40
Romanı okurken, sanki çökmekte olan bir dünyanın son tanığıymışım gibi hissettim. Roth, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun dağılmasını sadece tarihsel bir olay olarak değil, bir insanın iç dünyasındaki yıkım gibi anlatıyor. Romanın kahramanı Franz Ferdinand Trotta, hem kendi hayatının hem de ait olduğu dünyanın paramparça oluşuna tanıklık ediyor. Onun yalnızlığı, çaresizliği ve geçmişe duyduğu özlem beni derinden etkiledi. Roth’un dili ağır ama bir o kadar da duygusal; her satırında kaybolmuş bir düzenin yankısı var. Mezarlık metaforu bana sadece imparatorluğu değil, insanların içindeki inanç ve sadakatin de nasıl birer birer öldüğünü hatırlattı. Roth, geçmişe özlem duysa da bunu bir kaçış gibi değil, bir yüzleşme olarak ele alıyor. Okudukça dünya savaşlarının yol açtığı yıkım ve değişim hissini daha iyi anladım. İmparator Mezarlığı, sadece tarih üzerine değil, aidiyetini kaybetmiş her insan üzerine yazılmış bir roman gibi. Bence Roth, geçmişin gölgesinde bugünü sorgulamamızı istiyor.
Edebiyat
İmparator MezarlığıJoseph Roth · Alfa Yayınları · 201951 okunma
YİNE TUHAF VE FRAGMANTAL
7/10
·216 syf.··
2024 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2024 10:45
Nocilla Rüyası gibi bu da kesik kesik ve farklı deltalardan akan hikayelerden, alıntılardan, sahnelerden oluşuyor. Okurken zaman zaman tat verse de bazen insanın ne okuduğuyla ilgili soru işaretleri büyüyor. Kitabın sunduğu zihinsel yapı, zamanımıza ve bize uygun aslında. İnternet çağında içeriğe, görsele boğulan bünyelerimizi tasvir ediyor aslında. Kısa videolar, gönderiler,, mesajlar arasında harcadığımız ve anlamlı bir bütün oluşturmayan hayatlarımızın deneysel bir roman tarzında tasviri olarak özetleyebiliriz bu kitabı.
Edebiyat & Roman
Nocilla DeneyimiAgustin Fernandez Mallo · Harfa Yayınları · 202210 okunma