Evet, yeryüzünde dört yüz bin farklı bitki ve hayvan türünü, hiçbirini unutmadan, şaşırmadan, vakti vaktine, kusursuz bir intizam, hikmet ve inayetle idare eden, yeryüzünün simasına ehadiyet mührünü koyan, açıkça, bizzat görüldüğü üzere rahmettir.
Değişen ben değilim
Dönüşen savaş
Yaşlanmakla ıslanmak aynı şey
Bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlamak
Şimdi ölüm bile yetmiyor
Acılarımızı tartmaya
Dostlar
Alıngan bir sahili pinekliyorlar
Bir merhabayı bıçaklar gibi artık
Selamlaşmalar
Değişen ben değilim
Dönüşen savaş
Artık zaman bile yetmiyor
Yaşadığımızı sanmaya
Yine de ışıklar bu kenti
Güzelmiş gibi gösteriyor
Geceleri
Geceler
Yani
Ahmet Haşim'in kafiyeleri
Seni aklıma düşüren
Yerçekimi değil
Yalancı yıldızlar
Öyle uzaksın ki
Üflesem soğuyacaksın
Sen ruhumuzun bu kadar ucuz bir bedel mukabilinde takla atmasını haysiyetine yediremediğin için belki daha asil sebepler peşinde koşarsın, gökyüzünde birkaç yüz metre daha yükselen bir bulut, yahut ensene doğru esen serince bir rüzgar, yahut o esnada aklına gelen zekice bir fikir, sana bu değişmenin sebebi gibi görünmek ister.
Fakat söz aramızda iş bunun tamamıyla aksinedir.