ben vazgeçmem, vazgeçmek zorunda bırakılırım vazgeçtiysem kendimi kandıracak bir bahane bile bırakmamışlardır bana
Malum sıcak havalar bastırdı arkadaşlar lütfen kendi şahsınızı piyasaya pazarlık konusu yapmayın sıcak havaları bahane edip çıplak gezmiyelim
Duygu ve Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kitaplar, kütüphane, kalabalık ve yalnızlık
Dün hem güzel hem de biraz değişik bir kitaba başladım ve çoook uzun aradan sonra ilk kez bir kitabı okurken sabahladım: Akşamımı, uyku saatimi tamamen onunla değerlendirdim. Bunu lise de çok yapardım. İnsanların saçma Dünya sisteminde kafeste gibi hissederdim ve sanki onlar bana nasıl açacağımı ya da demirlliklerini vs. nasıl bükeceğimi öğretir gibiydi. O yüzden çoğu zaman yemekten, uykudan vs. ödün verirdim. Ve bu 16 saati bile bulabilirdi. Kitabı okurken bazen sesli düşünüp kahkaha attığım veya ağladığım için hastane gibi hissettiren kütüphaneleri sevmemiştim: Ortamı unutup bir kere kahkaha patlatmıştım. Sonrsdan ortak olduğum duyguya şükrederken fark edince kafamı deve kuşu misali gömmüştüm. Gülünce kafanı ya da bakışlarını illa kitaptan kaldırırsın ya, öyle olmuştu. -Ve çoğuna sırtımın dönük olması da şükür sebebimdi.- Bir an kaçmak isterken bir an da kütüphaneden en son çıkmayı istiyordum. Arkadaşlarım halime gülmüştü. Bir süre kitapla yüzümü koruma altına almıştım ve sonra kendime ben de güldüm. Bu tarz şeyler kütüphanede normal değil mi, burada bile bu normallik anormal karşılanıyor. Sınıfların, dışarının ve gün ortasının içinde ders çalışabilen ya da kitap okuyabilen biriydim. Biz sessizliği sınavda pek çoğaltamayacağımızın farkında olarak sesli ortamlarda bağışıklık kazanmıştık. Böylesine de çözümcüldüm. (: O ortamda biri gülseydi ilkte şaşırıp ben de gülerdim. Saçma sapan ya da kötü kötü bakmazdım. Sadece gezinmek ve kitap toplamak için güzeldi. Başka hiçbir albenileri yoktu. Ben mi gariptim onlar mı bilmem ama 1 denemeden sonra hep gitmeye hep bahane bulmuştum. Kasvetli ortam gibi geliyor ve ders çalışma alanı dahi öyle hissettirdi. O an normalde sevdiğim sessizliğin öyle hissettirişini de garipsedim çünkü oraya bayılacağımı düşünüyordum. O yüzden biraz
Duygu ve Düşünce
Yaprak ağaçtan sıkılmış sonbahar bahane olmuş.
BEN ÇOK İYİ GİDERİM
Ben çok iyi giderim biliyormusun Sessiz sedasız İyi giderim velhasılı kelam Acıtmak istemesemde... manasız İstemesemde acınmak hilafsız Acır... Acı olur benim gitmelerim. İki damla göz yaşı hüküm giyer önce asılı kalırlar göz pınarlarıma Hafif hafif sallanırlar düşmemek için, Kırarmış sakallarıma Dar ağacı misali insafsız Hafiften de olsa anlamsız Islak olur benim gitmelerim Her bahane canımı acıtsada Her gitme biraz yarım kalır Yarım gitse... yarım kalır Dönmek dişlisi olsada dönük Kelimeler yırtık sökük Kırık olur benim gitmelerim Kaç kırık kalp ve ıslak kirpikler bıraktım ardımda Kaç söylenmemiş söz yutulup kalmış Harabeden farksız darmadağın yatağında Utangaç gözler... Kapağını kaldıramamış Elvedalar hedefini bulamamış Buruk olur benim gitmelerim
Şiir
"KusurLarını Sev"
. Bahane buLmuyorum kendime. "Kusurlarımı kucaklıyor, kendime buse konduruyorum İşte tam da burada başlıyor hayat Kendini okşa!...
Duygu ve Düşünce