Dolayısıyla Allah [cc] "Muttaki olun!" diye emrettiğinde, aslında "Benden korkun!” demiş olmaz. "Özgür iradenizle işle-me ihtimaliniz olan günahlardan sakınarak benim azabımla yüzleşmekten korkun ve buna göre önleminizi alın" demektir bu. Zaten takva kelimesi de "vikâye" kökünden gelir. Korumak, kendini muhafaza etmek anlamlarına gelir. Önceki derslerde de vurgulamıştık: Bahane uydurmaya en müsait, şartları itibarıyla en mazur görülebilecek kişi aslında Yusuf Aleyhisselâm'dı. Buna rağmen o, takvayı tercih etti ve işte bu yüzden Allah ona umulmadık bir kapı açtı.
Canlılar yaşamak için bahane üretmek zorundaydı, bu bahaneler bazen kendi soyundan canlılardı, bazen karnını doyurmaktı, bazen de sadece güzel günleri görme isteğiydi, gruptaki kuşların birçoğundan farklı olarak ilk bahaneleri artık yoktu karnı zaten az çok doyuyordu iyi bir yaşam için de gittiği söylenemezdi ya o zaman ne için göç ediyorlardı ki...
Reklam
Bahane de bir yalandır ve yalan söylemenin beyazı, siyahı, gök mavisi yoktur. Bir kere yalanın konforunu tadan ağız onu bir daha bırakamaz; ilk başta koruyan, kurtaran bir tabaka olarak yayılsa da ağıza, uzun vadede insanı bitirir, belki de insanın insanlığını.
Sayfa 50·Kitabı okudu
Siz siz olun ertelemeyin olur mu? Aşk sabırsızdır, sevmez ötelemeyi. Şüpheleri büyütür, büyüttükçe sorgulatır ve çıkmaza sokar. Sen izah edip noktayı koymadıkça, o itham edip soru işaretlerine çevirir. Bahane değil itiraf bekler, hatta ispat ister. Aşkı hafife alan, bedelini ağır öder.
Sayfa 262 - Alfa Yayın / 37. Baskı·Kitabı okudu
Alıntı
Aynadaki suretine, "Bu adamı gerçekten seviyor musun?" diye sordu. "İnsan kendisine benzeyen birini neden sever ki? Sende sevilecek bir yan yok, bunu sen de biliyorsun. Kahretsin! Nasıl da değişiverdin birden! Hayatta neleri başarabilecekken neleri kaçırdığını sana gösteriyor olması, bir insanı sevmek için ne güzel bahane.
Alıntı
Acılar, bahane edilmediğinde saygı duyulası olur..
Reklam
Reklam