Kitap, O’nun(s.a.v) hayatının bir sıfatlar yığınıyla kaplanmış olduğunu, yaşanmış olan en etkileyici yaşamlardan biri olan Hz. Peygamberin hayatının her yönüyle bilinmesi ve anlaşılması gerektiği iddiaları ile başlıyor. Bu anlamda yeni bir bakış açısı kazandıracağını düşünerek heyecanla başladım. Kendini “Kur’an’ın tanımladığı gibi bir Müslüman” olarak tanımlamayan birinin gözüyle Hz.Peygamberi okumak yeni bir kapı açabilir biz Müslümanlara diye düşündüm.
Okurken yazarın Müslüman olmadığını akıldan çıkarmamak gerek. Başlangıçta iyi gidiyor. Ama biraz ilerledikçe anlaşılıyor ki yazarın, hiçte iç açıcı olmayan, şaşırtıcı hatta taraflı bakış açısı ve anlatım tarzı var.
• Vahyi anlatışı bir kafa karışıklığı mesela,..
• Mesela, Mekke’de Müslümanların yaşadıkları dışlanmışlık, eziyet ve işkenceler son derece yumuşak geçişli, sanki Mekke toplumunun yeni karşılaştığı ve ne olduğunu bilmediği bir oluşuma karşı doğal bir tepkisi olarak anlatılırken, Bedirde Müslümanların savunmaları ve kendilerine karşı savaşanlarla savaş konusunda gayretli, savaş meydanında sebatlı olmaları vahşet görüntüleri olarak tasvir edilmiş.
• Her fırsatta Müslümanları sıkıntıya uğratmak için çalışan, Kur’an’nın açıkça “kalbinde hastalık bulunan” diye tanımladığı Abdullah b. Übey’in “özgür düşüncesini kimseden sakınmadan ifade eden muhalif adam” gibi bir tanımlama ile anlatılması…
• Beni Nadir’in aslında Hz.Peygamber’e suikast yapmış olmasının çokta mantıklı olmadığı…
• Yahudilere karşı “ayetler boyunca devam eden öfke polemiklerin tarzı ve içeriği tam olarak Hz. Muhammedin şahsi ihanet duygularını yansıtması”…
• Kur’an’ın açıkça çok yüksek bir ahlak üzere olduğunu, çok şefkatli ve merhametli olduğunu teyit ettiği Hz. Peygamber için “acımasız” ifadesinin kullanılması…
• İslam’da asla kadının örtünmesi