İnsanlar gösterdiğiniz nedenlere, içtenliğinizi ve acılarınızın ağırlığına ancak öldüğünüzde
inanırlar. Hayatta olduğunuz sürece durumunuz kuşkuludur, ancak onların kuşkuculuğunu hak edersiniz.
İşin aslı her zeki insan, iyi bilirsiniz bunu, gangster olmayı ve salt şiddet aracılıyla toplum üzerinde egemenlik kurmayı düşler. Bu durum, sus
romanlarında anlatıldığı kadar kolay olmadığı için genellikle politikaya bel bağlanır ve en acımasız partiye koşulur. Bununla herkese hükmetmek mümkünken ruhunu küçültmenin ne önemi var?
Unutkanlığımın övgüyü hak ettiği
de oluyordu. Dikkat etmişsinizdir, inançlarının temeli her
türlü hakareti bağışlamak olan insanlar vardır, gerçekten
de bağışlarlar ama hiç unutmazlar. Ben hakaretleri bağışlayacak kadar iyi değildim fakat sonunda onlar unutuyordum hep.
…oysa davranışımın nedeni çok daha basitti: Adını
bile unutmuştum adamın. Beni ilgisiz ya da nankör kılan ayn sakatlık, yüceltici bir şey oluyordu o zaman.
..Böylece yaşamın yüzeyinde ilerliyordum,
sözcüklerin arasında, asla gerçeğin içinde değil. Tamamen okunmamış kitaplar, tamamen sevilmemiş dostlar, tamamen gezilmemiş kentler, tamamen elde edilmemiş kadınlar!
… Ben nasılsa unutuyordum. Kendimden başka kimseyi anımsamıyordum asla.