Okuduğum ikinci Suat Derviş kitabı. Birincisi İki Kadın İki Aşk idi. Onu da çok beğenmiştim. Hatta Suat Derviş ile neden bu kadar geç tanıştım diye bayağı hayıflandım.
Bu roman GERÇEKTEN olan şeylerin romanı. Okurken her bir sayfada her bir karakterde yurdumun acı hayatlarını tekrar tekrar içim parçalanarak okudum. Okudukça hâlâ bir şeylerin değişmemiş olması yine, yeniden üzdü. Dili, akıcılığı, hikayeler çok güzel. Dayanabiliyorsanız okuyun.
Kitaptaki her karakter birbirine bağlanarak o kadar güzel işlenmiş ki aşırı sürükleyici bir kitaptı. Yüzyıllık Yalnızlık sevenler bu kitabı da sevecektir.
Öyle bir kitap ki ne yazsam boş kalır arkadaşlar. Hani bir şeyleri anlamak öğrenmek için hep yaşamak gerek deriz ya ben bu kitapta yaşamadan da birçok şeyi yaşamış gibi öğrendiğimi gördüm.
O kadar etkileyici ki gerçekten de bu kitabı okumasan ölmeyin.
“Benim için her şeyin ölçütü sendin.” diyor Franz Kafka babası için. Ve bu cümle kitap için söylenmesi gereken her şeyi söylüyor bence.
Babam, babalarımız… Bizi herkesten, her şeyden çok sevip korumak isterken belki de yüreğimizin en derinlerinde hayatımızı her zaman etkileyecek en derin yaraların sahibi oluyorlar. Bazen bilerek bazen de bilmeyerek.
Ve ne yazık ki… o yaralar iyileşmiyor.
Çoğumuz da Kafka gibi değiliz. Her şeyi dile getiremiyoruz. İyileşmeden doyasıya bir kere sarılamadan bu hayattan gidiyoruz.
Özellikle baba adaylarının ve babaların okuması gerektiğini düşünüyorum.
Kitabı okurken hayatta istediğiniz her şeyin gerçekleşmesinin ne kadar kolay olduğunu fark ediyorsunuz. Ben yorulmayayım ama tüm hayallerim gerçek olsun diyorsanız alın, okuyun. Akıcı bir kitap.
Alıp okuyan deneyen, sırra vakıf olan, söylenenleri yaptığında hayatının değiştiğini söyleyen, hayallerine kavuşan birçok insandan örnek var.
Vallahi kitabı okuyunca ben tüm olumsuz düşüncelerden uzaklaştım, imkansız olan her şey gerçek olacakmış gibi hissediyorum ve bütün bunların sırrı ben de The Secret