Bahar cengizz

kevnar im; ji bav û kalan Zardeştî me
Puan vermedi·74 syf.··
2026 99. kitabı
·
73 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 21:40
Cigerxwin’e göre “Zerdeşt” kelimesi Kürtçede “zar” (lisan,dil) ve “deşt” (doğru, düz) sözcüklerinden oluşur. Bu bağlamda Zerdeşt, “doğru söyleyen”, yani doğruyu dile getiren peygamber anlamına gelmektedir. Bu ifade aslında onun öğretisinin bir nevi özüdür. Milattan önce 660–583 yılları arasında, Medler içerisinde yer alan Magi aşiretine mensup olan Zerdüşt, daha küçük yaşlardan itibaren çevresindeki yanlışlara karşı çıkan bir karaktere sahiptir. 30 yaşından sonra yaklaşık 7 yıl süren bir sessizlik dönemine girmiştir. Bu dönem, diğer büyük dinlerde de görülen bir tür “hazırlanma” süreciyle benzerlik göstermektedir. Ortaya koyduğu öğretileri ise ilk 10 yıl boyunca sadece kuzenine kabul ettirebilmiştir. Bu durum, bütün öğreti ve dinlerde;geleneksel toplumlarda yeni bir düşüncenin toplumda kabul görmesinin zorlugunu da açıkça ortaya koyuyor. Zerdüşt’ün, kendi toplumunun birçok uygulamasına karşı çıktığı ve öğretisinin bir reform hareketi niteliği taşıdığı söylenebilir. İnsan eylemini, üretkenliği ve yaratıcı gücü merkeze alan bir anlayıştır. Bu yönüyle Zerdüştlük sadece bir inanç sistemi değil, aynı zamanda insanı sorumluluk almaya çağıran bir düşünce biçimidir. Zerdüştlük günümüzde bile çoğu zaman yanlış anlaşılmaktadır. Özellikle bazı Müslümanlar tarafından “ateşe tapanlar” olarak adlandırılmaları bu yanlış algının bir sonucudur. Oysa Zerdüştlük öncesi ilkel inançlarda güneş, gök,su, ay, rüzgâr gibi unsurlar nasıl birer doğa gücü olarak görülüyorsa, ateş de benzer şekilde bir sembol ve kutsal unsur olarak değerlendirilmiştir. Yani burada söz konusu olan doğrudan tapınma değil, bir anlam yüklemedir. Günümüzde bu inançtan kalan en belirgin örneklerden biri olarak Nevruz’da gelenek olarak süre gelen ateşin yakılması gösterilebilir. Milattan önce 612 yılında Medlerin
Zerdüşt ve ÖğretisiA. Medyalı · Koral Yayınları · 199230 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Onlar gibi olmayı seçmek
Puan vermedi·128 syf.··
2026 75. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2026 19:14
İnsanlığımı Yitirirken, bireyin toplum karşısındaki davranışlarının ve gelecek yaşamının temelinde çocukluk yaşantısının temel olduğunu gözler önüne seriyor.Romanın anlatıcısı, çevresine karşı son derece çekingen ve korku dolu bir duruş sergiliyor, bu çekingenlik, zamanla diğer insanlar gibi olup anlaşılmak için büründüğü komik bir kişiliğe dönüşüyor.İnsanlarla doğrudan ilişki kurmak yerine, onların beklentilerine uygun başka bir karaktere bürünerek var olmaya çalışıyor. Ancak bu rol yapma hâli bir kaçıştan çok, bir mücadele biçimidir. . Metinde geçen “Tanrım, direnmemek suç mu?” ifadesi, bu içsel savaşın göstergelerinden biridir. Buradaki direnmek bireyin çevresinin yani toplumun istediği beklentiyi karışılamak için oynadığı kişilikten ödün vermemesidir. Sonuç olarak Dazai, insan olmanın yalnızca var olmak değil; aynı zamanda anlaşılmamak, korkmak ve buna rağmen direnmek olduğunu gösterir.
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,2bin okunma
Bu arzudur insanı aşağı çeken
Puan vermedi·80 syf.··
2026 70. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2026 20:17
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat, Zweig;tutkunun insan iradesi üzerindeki sarsıcı etkisini yalın ama derin bir şekilde ortaya koyar. Eserde tutku;aklın ve yıllar boyunca inşa edilen değerlerin önüne geçerek insanı kendi sınırlarının dışına sürükler. Zweig, bu kısa zaman dilimi üzerinden, insanların bir an uğruna bütün hayatlarını, ahlaki kabullerini ve kimliklerini bir kenara itebileceğini çarpıcı biçimde hissettirir. Okur, yapılan hatadan çok, o hatanın ruhta bıraktığı kalıcılıkla yüzleşmesini görür.
1000Kitap
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,9bin okunma
Kendini bilinmezliğe dönüştürme arzusu.
Puan vermedi·517 syf.··
2026 1. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 15:17
Martin Eden, Jack London’un kendi yaşamından güçlü izler taşıyan otobiyografik romanıdır. Roman, bireyin sınıfsal sınırları aşma çabasını anlatırken, aynı zamanda insanın zor zamanlarında bir başkasına duyduğu derin ihtiyacı da görünür kılar. Ruth’un varlığı, Martin için yalnızca bir aşk nesnesi değil; başka bir hayatın mümkün olduğu düşüncesinin sembolüdür. Martin’in düşünsel uyanışı ve kendini dönüştürme arzusu, büyük ölçüde bu sembolik varlık üzerinden şekillenir; bir insanın söyleyeceği tek bir sözün bile, umutsuzluk içindeki bir birey için nasıl bir gelecek vaadine dönüşebileceğini gösterir.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,9bin okunma