Mehtap

Mehtap
uzaklarda bir yerlerde türküler söyleniyor
Aslında bir general kızıyla böyle konuşmamalıyım, aksine meslektaş­larım gibi savaş broşürleri ve makaleleri yazmalıyım. Oysa ben olmayacak bir fikre saplanmışım, savaşın bir suç ve bir aptallık olduğunu düşünüyorum. Sizi etkilemek istemem. Zaten bir gün bu konuşmalarım nedeniyle başımın derde gi­receğini biliyorum. Belki de 'düşmandan,' İngiltere'den yeni geldiğim için mikrop kapmışımdır. Belki de artık net göremi­yorumdur. Belki bir başkasının da oğlu vardır bir Sırpın, bir Rusun. Ancak şimdi her şeyi savaşın penceresinden gör­mek zorundayız. Otuz yıl geçtikten sonra ben bunları değiş­tiremem: Benim için Fransız, Rus ya da Avusturyalı böbrek yoktur, düşman kan hücrelerine bakılarak tespit edilemez; ben yalnızca hasta birinin olduğu ve yardım edebileceğim yerde bulunabilirim. Zafer kazanan insanlık değil, hasta olan kişi doktora ihtiyaç duyar. Başka bir şeyle uğraşamam, uğraşmak da istemiyorum. Ben burada tek bir insana yar­dım edebilmek için kendimi paralarken, öte tarafta ordu altı tümeni tamamen yok ettiği için sevinir. Bir doktor olarak as­ker gibi düşünmek pratik ve yararlı olabilir, ancak ben böy­le düşünemeyecek kadar yorgunum.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bizim düşüncemizin ne önemi var? Biz kimiz ki? Ha­yatımızı iktidardakiler yönlendiriyor. Beklemek zorundayız. Hayatımızın pek önemi yok, yerdeki toz gibi.
Zaman da takvimler de bir esaret.
Zayıf noktalarını bilmeyenlerin kendilerini, bilenlerden daha iyi hissettiklerine inanıyorum!
Sanki bazı insanlar hep gün ışığında, bazıları ise hep gölgede kalıyorlardı.