Modern dediğimiz bu vahşi dünyaya hayat ve huzur için söyleyecek tek sözü olan medeniyetin İslam olduğunu bu kitabı okuduktan sonra dahada iyi anlıyor insan. İslam üzerine bu kadar kötü propaganda yapanlar ve kötü uygulamaları varken bile. Rasim Özenören bunu çeşitli veçhelerden bakarak, çok güzel bir şekilde açıklamış. İlgi alanına giren arkadaşlara kesinlikle tavsiye edilir.
Asr-ı Saadette kötü bir dünyada yaşayan Müslümanlar, kendilerini o dünyanın kötülüklerini sineye çekmek zorunda hissetmemişlerdi. Tersine, kötü bir dünyada yaşadıklarının bilincinde olarak o kötülüklere müdahale etmişler, bu yüzden kötü bir dünyada yaşamış olmalarına rağmen iyi birer Müslüman olarak kalabilmişlerdir.
İslam'ı kavramak derken, belki her şeyden önce onun yaşanabilir bir olay olduğunu, İslam'ın bir zihin fantezisi değil, hayat tarzı olduğunu anlamak gerekiyor. İslam'ı yaşama çabasının bulunmadığı bir yerde ona gerçekten layık olunamayacağı ve İslam'ın hep ütopya gibi görüneceği, söylenmeden de bilinebilecek bir gerçek olmalıdır.
Batı kafa yapısı, dini felsefe haline getirmiştir. Dinin hayata müdahale edecek, hayatı sevk ve idare edecek özünü iptal etmiştir. Marx, din afyondur, derken asıl bunu anlatmak istiyordu.