Açan gül yaprakları gibisin kokuna ekmek basmalı
İçimde yanan ateş bu, Açığa vuruyor duygularımı Sen ne kadar gizlensen İçinden taşıyor o tensel Kutsal ışık, çalıyor aklımı Söz oyunları gereksiz Canım çekiyor dudaklarını İçine ister bal doldur İster zehir Bereketli yağmurlar gibi Kuşatayım tüm ovanı Viraneyim, gitmeden Bir gün görsün şu fakir, ölmeden.. Sonra hergün gel Tekrar göm en beyaz En mahrem yerlerine başımı Güvercin gibi Dönüyorum ardında Kırma kanadımı Güneşle ortaksın biliyorum Umurunda değil Elimi tut Şimdi,yak gitsin.. Arşa kadar başımı..
Hayırlı sabahlar
Sofranda bal varsa Bağdat'tan atlı gelir Tezgahın sağlam ise İpekler katlı gelir Ateş düştüğü yeri yakar demişler Ölü senin değilse helvası tatlı gelir...
Alıntı
Reklam
01.58
Senden önce hayatımda birçok şey eksikti. Ne yarını düşünürdüm ne de geleceğe dair güzel hayaller kurardım. İçimde taşıdığım yorgunlukları kimseye anlatamaz, çoğu zaman kendi sessizliğimde kaybolur boğulurdum. Gülüyordum belki ama her gülüşümün arkasında tamamlanmamış bir yanım vardı.Sonra sen çıktın karşıma.Bir anda her şey değişmedi belki ama zamanla hayatımın en güzel alışkanlığı oldun. Kalbimde ne varsa korkmadan koydum önüne. Kendimi saklamadım, gizlemedim, eksiltmedim. Olduğum gibi geldim sana. Çünkü ilk kez birinin yanında kendim olmaktan korkmadım.Yanlışlarım oldu, eksiklerim oldu. Bazen kelimelerim yetmedi sana, bazen sustum. Ama bil ki sustuğum anlarda bile aklımda hep sen vardın. Seni sevmek bana zor gelmedi. Çünkü kalbim seni hiç yabancı saymadı.Sen geldikten sonra bazı şarkılar daha güzel çalmaya, bazı günler daha anlamlı geçmeye başladı. Kalabalıkların içinde bile yalnız hissetmez oldum. Çünkü artık seni düşünmek bile yüzümde bir tebessüm bırakıyordu.Belki kusursuz değilizim. Belki zaman zaman kiriyorum, üzülüyorum. Ama şunu bilmeni isterim ki seni severken hiçbir zaman rol yapmadım. Sevgimin içinde yalan yoktu, çıkar yoktu, sahte hiçbir şey yoktu. İçimden geldiği gibi sevdim seni.Bugün dönüp baktığımda iyi ki varsın diyorum. Çünkü sen, hayatımın kötü günlerine umut, karanlık gecelerine ışık oldun. Ve ne olursa olsun, kalbimin en güzel köşesinde hep sen olacaksın bal gözlüm.
Bugün ilginç bir bilgiyle karşılaştım, bunun üstünde biraz muhasebe yapmak istiyorum. Öyle bir ağaç düşünün ki bir hayvanı kölesi yapıyor, düşündüğümüzde böyle bir şey mümkün mü demeden edemiyoruz. O zaman sizleri Akasya ağacıyla tanıştırayım. Doğada bitkilerin hareket kabiliyeti kısıtlı olduğundan her zaman yenilme riski altındadırlar. Akasya ağacı da otçuları uzak tutmak adına yapısında keskin dikenler ve acı bir tat geliştirmiş. Fakat bu savunma sistemi yeterli olmayınca çözümü bu sefer de karıncaları köleleştirmekte bulmuş. Peki nasıl mı? Akasya ağacı karıncalara mükemmel bir ev sunar, ağacın üzerindeki dikenler boş olduğundan karıncalar burada ev yaparlar. Ağaç bununla da yetinmez, yetişkin karıncalar için tatlı bir sıvı, yavru karıncalar içinse protein açısından zengin özel besinler üretir. Yani karıncalara hem yiyecek hem de ev sunar. Karıncalar bu kadar güzel bir evin hakkını vermek için elinden geleni yapar. Bu süreçte ağaca zarar veren hayvanları sokar, hatta güneş almasını engelleyen bitkilerin yapraklarını bile budarlar. Yani anlayacağınız Akasya ağacı torbacılığın dibini vurmuştur, kendisine bu kadar iyi bakan muhafızlarının kaçmasına asla izin vermez. Karıncalara verdiği tatlı sıvıya öyle bir enzim katar ki karıncalar başka hiçbir şekerli besini yiyemez hale gelir. Buna alışan bir karınca ağacı terk etmeye kalkışsa dahi başka yerde yiyecek bulamadığı için açlıktan ölür. Şu karıncalar da köleliğe ne meraklılarmış! Demem o ki Akasya ağacı bir nevi Haşhaşiler gibi davranmış. :D Bu olayı günlük hayatımız açısından da düşündüğümüzde aslında karıncalardan pek de bir farkımızın olmadığını göreceksiniz. Akasya ağacı da burada devlet ve üst kesim yöneticiler oluyor sayın arkadaşlar. Sözde Akasya ağacının rahatı kaçmasın diye karıncayla anlaşma yapılıyor ama
Duygu ve Düşünce
iyi akşamlar ☆
"Kırmızı çiçeklerim var benim. Yapraklarında su tanecikleri, dikenlerinde bal."
Alıntı
O Yaz
O yaz ne güzeldi ne güzel. Sanki tüm yaz fiziken olmasa da kalben bizimleydin ve bunu öyle hissettirdin ki... Köy, dolunay, ayçiçekleri, iğde kokuları, bal arıları, kayısı ağaçları, sarı sarı kayısılar, çiçekler, emekçiler... Sonra 14.30 çayı, çaya batırdığımız bisküviler... Desenli kilimler, bağlama ve türküler... Ve senin beni çok mutlu eden o aramaların... Hepsi aklımda ve hiç unutmayacağım. Bunu unutma! 🍺🚬✌️🌻🌕🐝
Reklam
Reklam