bal1k

9/10
·330 syf.··
2026 2. kitabı
·
81 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 01:17
''İnsan her şeyi unutarak yaşayabilirdi ama her şeyi hatırlayarak yaşayamazdı.'' Kitap, duygularını hissedemeyen başrol karakterimiz Ahmet’in gündelik hayatını anlatmasıyla başlıyor. Ardından aynı ilçede yaşanan Arzu Kahraman cinayetiyle olaylar derinleşiyor. Bu cinayet sayesinde, uzun zamandır hayatına kimseyi almayan Ahmet’in hayatına bir gazeteci giriyor. Ahmet farkında olmadan, gazeteci kızı hayatında tutabilmek için kardeşi Mehmet’in hikayesini anlatmaya başlıyor. Gazeteci ise merakına yenik düşerek Ahmet’in evinde kalmaya başlıyor. Ahmet anlattıkça, ikiz kardeşi Mehmet’in ne kadar zorlu bir hayatı olduğunu daha iyi hissediyoruz. Kitabın sonuna doğru ise Mehmet’in aşk hikayesi de noktalanıyor ve bütün sırlar birer birer açığa çıkıyor: Arzu’yu kimin öldürdüğü, Ahmet’in aslında kim olduğu gibi… Kitap, akıcı dili ve güçlü kurgusuyla beni içine çeken bir roman oldu. Kitapta beni rahatsız eden tek nokta, Ahmet’in gazeteciyle aralarında büyük bir yaş farkı olmasına rağmen kurduğu yakınlıktı. Ancak kitabın sonunda Ahmet’in yaşadığı ağır psikolojik sorunları öğrendiğimizde, bu durum çok da anlamsız gelmiyor. Sürükleyiciliği, ters köşeleri, Mehmet’in yaşadığı hayatın zorluğu ve karakterlerin psikolojik derinliği sayesinde okurken keyif aldığım, finaliyle de bir süre donup kaldığım muhteşem bir kitaptı. Ek olarak şunu da paylaşmak isterim: Ahmet, Mehmet’in hikayesini anlatırken Mehmet şöyle bir cümle kuruyor: “İyi ki adını Ahmet koymuşlar, Mehmet olsaydın yanmıştın.” Bence Mehmet’in kendi kimliğini reddetmesinin en büyük ipucu bu cümlede saklı. Bize verilen bir isim bile bazen kaderimizi büyük ölçüde şekillendirebiliyor.
1000Kitap
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Sessizlik nasıl bu kadar gürültülü olabilirdi?”
8/10
·256 syf.··
2025 17. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2025 15:05
Kitabımız, küçük bir kız olan Melody’nin hastalığıyla (spastik ikili kuadripleji, yani beyin felci) birlikte yaşadığı hayatı anlatıyor ve bizi empati kurmaya davet ediyor. Kitap, Melody’nin günlük yaşamını sade bir dille anlatıyor. Onun yaşadığı zorlukları, içinde kalan ukteleri ve anlatmak isteyip de anlatamadıklarını en net şekilde gözler önüne seriyor.Melody’nin en büyük şanslarından biri bence ailesi. Onu seven, ona nazik davranan ve ilgilenen bir aileye sahip. Çünkü ailesi, Melody’nin engelinin beyninde olmadığının farkında. Ne yazık ki bazı öğretmenleri ve arkadaşları bu gerçeği göremiyor. Ama Melody katıldığı bilgi yarışmasında engelinin yalnızca bedeninde olduğunu kanıtlıyor. Kitabı okurken en çok fark ettiğim şey şu oldu: İnsanların iç dünyasını çoğu zaman gözlerimizle anlayamayız. Biz genelde gözlerin göremediği şeyleri kelimelerimizle anlatmaya çalışırız. Fakat Melody’nin kelimeleri yok. Kendini ifade edebileceği, duygularını açıkça dile getirebileceği cümleleri yok.Bu durumda bize düşen şey; daha saygılı, anlayışlı ve düşünceli olmak. Hepimiz bir gün tekerlekli sandalyeye mahkûm olabilir, en küçük isteklerimizi bile dile getiremeyebiliriz. Fakat empati kurabilmek için bir tekerlekli sandalyeye ihtiyacımız yok. Tek yapmamız gereken, insanlara üstten bakmamak ve biraz daha düşünceli davranmak. Keyifle okuduğum ve her yaştan insanın okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap. Çünkü Melody’nin yaşamı, hayatın kendisinden bir parça.
1000Kitap
İçimdeki MüzikSharon M. Draper · Timaş Genç Yayınları · 202139,7bin okunma
8/10
·80 syf.··
2025 5. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2025 03:51
"Su daha önce hiç içmediğim kadar soğuk ve temiz: Babamın bırakıp gidişinin tadı var suda; hiç orada olmayışının, gittikten sonra bana ait hiçbir şeyin olmayışının tadı.” Kitap, maddi yetersizlikler sebebiyle küçük bir kız çocuğunun bir süreliğine yaşlı bir çifte emanet edilmesiyle başlıyor. Emanet çocuğumuz, yaşadıklarını en sade biçimde algılıyor ve hissediyor. Yazar da bunu betimlemelere boğmadan, yalın bir dille bizlere aktarıyor. Kitabı okurken o kız çocuğunun terk edilmişliğini, kimsesizliğini ve çaresizliğini fazlasıyla hissediyoruz. Kitap, bir burukluk hissiyle devam ediyor. Emanet çocuğumuz, başlangıçta yabancılık hissettiği bu evde zamanla sıcak bir sevgiyle sarmalanıyor. Günün sonunda ise en büyük zenginliğe, yani sevgiye ait olduğu yuvadan ayrılmak istemiyor. Çocukluk dönemindeki her insanın sevgiye, şefkate ve aidiyet duygusuna ihtiyacı vardır. Bunlar eksik olduğu zaman bir şeyler hep yitik kalır. Maddi yetersizlik sebebiyle bir başka aileye emanet edilmek zorunda kalınsa bile sevgi ve şefkat için maddiyata gerek yoktur. Ne yazık ki emanet çocuğumuzun ailesi bunu pek idrak edememiş. Kitap genel olarak güzeldi. Kısa, tek oturuşta bitirilebilecek bir kitap. Kısa olmasına rağmen anlatmak istediği düşünceleri ve aktarmak istediği hisleri bence başarıyla yansıtıyor. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
Emanet ÇocukClaire Keegan · Jaguar Kitap · 20258,2bin okunma
9/10
·126 syf.··
2025 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2025 19:08
"Birisini sevmek yalnız güçlü bir duyguya kapılmak değildir; bir karardır, bir yargıdır, bir karar vermedir. Sevgi yalnız bir duygu olsaydı, birbirini ölünceye dek sevmek için söz vermek gerekmezdi." Erich Fromm, sevmeyi kaderin sunduğu, şanslı olanlarımızın kapıldığı tatlı bir duygu olarak değil de sevmenin bir sanat olduğunu ve sevmeyi öğrenmemiz gerektiğini savunuyor. Aslında günümüze baktığımızda; sevgi adı altında kullanılan arzular, sevmeyi başaramayan iki ebeveynin arasında sıkışmış çocuklar, sevmeyi sadistlik ve mazoşistlik ile karıştıran bireyler, birini sevdiğini düşündüğü için o kişi üzerinde egemenlik kurabileceğini hatta şiddet uygulayabileceğini sanan bireyler arasında kaldığımızı düşünürsek, evet, sevmeyi öğrenmeye ihtiyacımız var. Birçoğumuz sevgiyi, sevme ediminden daha çok sevilme olarak görüyoruz. Artık birçoğumuzun sorunu nasıl seveceğimiz değil de nasıl sevilebileceğimiz. Oysaki nasıl seveceğimizi öğrenmek de gerekir. Sevgiyi, satın alabileceğimiz bir nesne olarak görmememiz gerekir. İşte yazarımız, kitabında bu konuyu ele alıyor. İlk adım olarak sevgi kuramını ele alıyor. Sevginin doğru bir şekilde ilgi, sorumluluk, saygı ve bilgi içermesi gerektiğini anlatıyor. Bu bölümde aynı zamanda, gelişim çağında bir çocuğun sahip olduğu anne sevgisinin ne kadar önemli olduğunu ve bunun ilerideki ilişkilerini büyük ölçüde etkileyeceğinden de bahsediyor. Sevginin çeşitlerini ele alıyor: kardeşlik sevgisi, anne sevgisi, cinsel sevgi, kendini sevme ve Tanrı sevgisi. İkinci adım olarak ise doğru bir şekilde nasıl seveceğimizden bahsediyor. Bunu yaparken elimize bir reçete tutuşturmak yerine, yardımcı olabilecek birkaç bilgiye değiniyor. Fromm’a göre, bir sanatta ustalaşabilmek için sabıra ve disipline ihtiyaç vardır. Sevgiyi önemsiz bir şeymiş gibi göz ardı
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 19857,7bin okunma