Kurtuluş Savaşı ve Atatürk üzerine çok sayıda kitap okumama rağmen, bu eser bana Milli Mücadele’nin başlangıcına farklı bir açıdan bakma imkânı verdi. Genellikle Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışı ön plana çıkarılırken, Alev Coşkun bu tarihten önceki hazırlık sürecini ayrıntılarıyla ele alıyor.
Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken nokta, Mustafa Kemal’in olayları anlık kararlarla değil, uzun vadeli bir planlama ve stratejiyle yönettiğinin ortaya konulması oldu. İstanbul’un işgal altında olduğu son derece zor şartlarda yürütülen görüşmeler ve hazırlıklar, Samsun’a çıkışın aslında aylar süren bir çalışmanın sonucu olduğunu gösteriyor.
Yazarın belgelere dayanarak anlatım yapması kitaba güvenilirlik katıyor. Bazı bölümlerde yoğun tarihî ve siyasi bilgiler nedeniyle okuma temposu yavaşlasa da, konuyu derinlemesine anlamak isteyenler için bu durum bir eksiklik değil, aksine bir zenginlik oluşturuyor.
Kitabı bitirdiğimde, Milli Mücadele’nin sadece cephede verilen bir mücadele olmadığını, aynı zamanda büyük bir diplomasi, sabır ve hazırlık sürecinin ürünü olduğunu daha iyi anladım. Cumhuriyet tarihine ilgi duyan herkese tavsiye edebileceğim, düşündüren ve yeni bakış açıları kazandıran bir eser olduğunu düşünüyorum. Alev CoşkunSamsun’dan Önce Bilinmeyen 6 Ay
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Zaten bunları gerçekleştirmek için Anadolu’ya gidiyorum. Buradan verilen emirleri dinlemeyeceğim. Kahraman milletimin sinesinde hayatımı feda edinceye kadar çalışacağım."
"Mustafa Kemal Paşa mücadeleye atılmasaydı bu memleket
kurtulamazdı. Anadolu'nun tehlikeye düşen yerlerinde, Batida, Doğu'da ve Güney'de başlayan ve bir yurtsever düşüncenin ürüne olan zayıf milli direniş hareketleri Mustafa Kemal tarafından birleştirilmeseydi, her biri ayrı ayıı kolayca bastırılabilirdi. Nur içinde yatsın büyük kurtarıcı.. Rauf ORBAY
Orbay ve arkadaşları için padişahlık ve halifelik son derece
önemliydi. Cumhuriyet yerine "meşruti rejim" sürdürülmeliydi. Kuşkusuz o bir Kuvayı Milliyeciydi, vatanseverdi ama İnönü'nün tanımıyla sadece "Osmanlı reformcusuydu.”