Melike B

Melike B
@balcim
5 okur puanı
Ocak 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
3/10
·688 syf.··
2025 10. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 07 Ekim 2025 17:45
İyi bir olay örgüsü neden önemlidir? Bu kitap, iyi bir fikrin ve bilgi birikiminin nasıl kötü bir olay örgüsüyle darmadağın edildiğinin ispatıdır. Gereksiz uzun anlatımlarla dolu, okurun üzerine bol bol shakespare, yunan mitolojisi, ikinci dünya savaşı, gizemli ritüeller vs savurup duruyor kitap. Yazar alttan alta sürekli bakın ben neler biliyorum diyormuş gibi geldi. Kurgu sürekli dağılıyor sürekli yeni bir hikaye başlıyor. Tamam bu heyecan verici ama olay örgüsü nerede? Öykü nerede? Amaç neydi hikayede anlatılan her şey neden oldu falan hiç birşeye net bir cevap veremiyorsunuz kitap bittiğinde. Bazıları diyor ki işte asıl orada bir şey anlatıyormuş yazar. Gerçekten gereksiz bir çaba. Kitap gereksiz uzun ve kötü kurgulanmış bir film gibi. Tek olumlu yanı dil akıcı. Boğulmadan geçiyor sayfalar. Bu kitaba harcadığım zamandan ne yazık ki hoşnut değilim. Kalınca bir kitap, sonunda belki bi yere bağlanır diye okudum, ama çok da umudum yoktu. Söylene söylene bitirdim. Asla bu kadar abartılacak bir şey değil. Bu yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Bir daha başka bir kitabına elim gitmezdi normalde. Çünkü bu tür bildiği her şeyi dökmeye çalışırken kaybolan yazarları sevmiyorum. Çok amatör buldum, ki tam tahmin ettiğim gibi basılmış değil ama yazılmış ilk kitabıymış yazarın. Ve sonsözde yazarın da ifade ettiği gibi bu kitap bi sürü revizyondan geçmiş, hikaye tekrar tekrar değişmiş. Amaa zaten adamcağız açıkça en az sevdiği ve aslında övülmeyi hak etmeyen bir kitap olduğunu söylüyor. Yazarın okurlarından daha aklı başında olması bir başka eserine şans vermeye ikna etti.
BüyücüJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 20242,721 okunma
Reklam
7/10
·288 syf.··
2025 3. kitabı
Roman çocukluğundan beri çok başarılı bir öğrenci olan, yazar olmak isteyen bir edebiyat öğrencisinin yine büyük bir başarıyla kazandığı bursla birlikte New Yorkta geçirdiği bir aylık süreçle başlıyor. Burada edith kendisine çok yabancı bir şehirde ve hiç alışık olmadığı ortamlarda vakit geçirdikçe bütün ezberleri bozuluyor. İşte okulu bitir, çok çalış, iyi notlar al, evlen, çocuk yap. Hayalini kurduğu işlerde çalışan kadınlar, rakibi olacak kişiler tüm bildiklerini şaşırtıyor. Kendisinin pek de başarılı, farklı olmadığını pek de bir şey bilmediğini görüyor. Hatta oldukça sıradan ve kolayca çuvallayabilecek biri olduğunu. Buradan sonraki depresyonu çok ani gelişse de gerçekten konfor alanından çıkan insan benzer bir ortamda böyle bir depresyona çekilebilir diye düşünüyorum. Bana geçti bu kısım. Kızın çantada keklik gördüğü dersi kaybettiğindeki hayal kırıklığını hissettim. Tüm öğrenciliği başarılarla geçmiş biri olarak yapabileceklerinizin sınırını görmenin ne kadar zor olduğunu çok iyi biliyorum. Bişiyler sanki şimdiye kadar şans eseri yolunda gitmiş, aslında hiç bir yeteneğim yokmuş hissi çok gerçek. Kadın olmakla ilgili sorgulamaları da aynı şekilde çok gerçek, ve hala geçerli ne yazık ki. Hep yetersiz olma hissi, işinde ne kadar başarılı olursan ol, sürekli bir şimdi seninle kim evlenir sorusu, bedavadan ilgi ve nezaket bekleyen erkekler, diğer kadınların seni hep kendilerine benzetmeye çalışması bazen üstüne yıkılabiliyor insanın. Bir de bir yerinde her şey olabilirim, her şeyi yapmak istiyorum diyor. Bu da güzel bir çıkarımdı. Keşke yazarımıza biri her şeyi yapabileceğini, bişiy seçmek zorunda olmadığını söyleyebilseydi. Burada çok güzel analizleri var romanın, ben burada sadece kendime not bırakıyorum. Ben bu kitabı maalesef ki bir başka yazarın kendi
Sırça FanusSylvia Plath · Can Yayınları · 201517,1bin okunma
6/10
·128 syf.··
2025 2. kitabı
Fazlasıyla pesimist bir kitaptı, gerçekten insanlığı yitirmek halini o kadar canlı bir şekilde izletiyor ki insana. Hem etkilendim hem canım çok sıkıldı. Bakın herkes bi sebeple kötü oluyor gibi bir yerden de bakmıyor. Gerçekten iğreniyorsunuz o adamdan ama bi yandan da böyle rüzgara kapılmış gibi oradan oraya izliyorsunuz. İnsani bi içgüdüyle artık toplasın kendini bişiy düzelsin de istiyorsunuz. Ama olmuyor tabi. Sonunda artık insan yerine koyulamayacak biriyim dediğinde insan olmanın aslında içgüdüsel olmadığını emek vererek insanlığımızı koruduğumuzu fark ettim. Orjinal dilinden çeviren çevirmenin kitap sonundaki notu düşündürücü ve bilgilendirirci olmuş bence. Yazarın hayatını inceleme isteği hissettim.
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,1bin okunma
8/10
·400 syf.··
2024 2. kitabı
·
83 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2024 00:00
Kitap bir lisede antik diller üzerine ders veren çok yetenekli bir öğretmenin hikayesini anlatıyor. Öğrencileri tarafından duygusuz, işkolik biri olarak görünen, nazik ama mesafeli, başarısız bir evlilikten sonra hayatında doğru düzgün bir arkadaşı bile olmayan biri. Bahsedilen tek arkadaşı telefonda satranç oynadığı göz doktoru. Kendine hiç bir lüksü yakıştırmayan, kitap okumak, satranç gibi alışkanlıkların dışında bir eğlenceli olmayan biri. Bir tesadüf sonucu portekizli bir kadınla karşılaşıyor ve bir gün içinde portekize gidiyor. Sonra bu adamın hikayesini portekizce bir kitapta tanıştığı yazarın hikayesiyle birleştiriyoruz. Harika bir hikaye kurgusu. Hem Gregorius hem de Amedeu de Prado nun hikayesini birlikte dinliyoruz. Sürükleyici, elimden bırakamadığım bir kitap değildi, ancak akıcı ve bütünlüklü bir hikaye olmasını çok sevdim. Gregorius un öyküsü o kadar naif anlatılmış ki. Normalde ona dışarıdan bakan biri olsak, biz de diğerleri gibi soğuk ve işkolik derdik böyle birine kolayca. Ansızın çekip gitmesine anlam veremezdik. Ama bu adamın karakter gelişimi sonrasında da dönüşümü bence çok gerçekçi ele alınmış. Bana çok dokundu. En başta yeni ve renkli bir takım elbiseyi bile üzerinde taşırken huzursuz olan biri bu adam. Hiç bir şeyi hak ettiğini düşünmemiş. Geçmişiyle anlaşması, kaçırdıklarıyla barışması, yaşamayı tekrar sevmeye başlaması muhteşem anlatılmış. Amadeu ise çok daha uzaktan izlediğim bir film gibiydi. Keşke tanışabilselerdi dedim içimden ama böyle yazılması hayatın gerçekliğine daha uygun tabi. Ben bu hikaye örüntüsüne yazarın tekniğine bayıldım. Amadeu’nun notları bazen sıktı açıkçası ama böyle güzel bir kurgu için o kadar sıkıcılığa katlanılıyor. Bazı fark edişleri harikaydı. Felsefi olarak farklı sorgulamalara girmenizi sağlıyor. Başlangıçtaki
Lizbon'a Gece TreniPascal Mercier · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20122,185 okunma