Roman çocukluğundan beri çok başarılı bir öğrenci olan, yazar olmak isteyen bir edebiyat öğrencisinin yine büyük bir başarıyla kazandığı bursla birlikte New Yorkta geçirdiği bir aylık süreçle başlıyor. Burada edith kendisine çok yabancı bir şehirde ve hiç alışık olmadığı ortamlarda vakit geçirdikçe bütün ezberleri bozuluyor. İşte okulu bitir, çok çalış, iyi notlar al, evlen, çocuk yap. Hayalini kurduğu işlerde çalışan kadınlar, rakibi olacak kişiler tüm bildiklerini şaşırtıyor. Kendisinin pek de başarılı, farklı olmadığını pek de bir şey bilmediğini görüyor. Hatta oldukça sıradan ve kolayca çuvallayabilecek biri olduğunu. Buradan sonraki depresyonu çok ani gelişse de gerçekten konfor alanından çıkan insan benzer bir ortamda böyle bir depresyona çekilebilir diye düşünüyorum. Bana geçti bu kısım. Kızın çantada keklik gördüğü dersi kaybettiğindeki hayal kırıklığını hissettim. Tüm öğrenciliği başarılarla geçmiş biri olarak yapabileceklerinizin sınırını görmenin ne kadar zor olduğunu çok iyi biliyorum. Bişiyler sanki şimdiye kadar şans eseri yolunda gitmiş, aslında hiç bir yeteneğim yokmuş hissi çok gerçek. Kadın olmakla ilgili sorgulamaları da aynı şekilde çok gerçek, ve hala geçerli ne yazık ki. Hep yetersiz olma hissi, işinde ne kadar başarılı olursan ol, sürekli bir şimdi seninle kim evlenir sorusu, bedavadan ilgi ve nezaket bekleyen erkekler, diğer kadınların seni hep kendilerine benzetmeye çalışması bazen üstüne yıkılabiliyor insanın.
Bir de bir yerinde her şey olabilirim, her şeyi yapmak istiyorum diyor. Bu da güzel bir çıkarımdı. Keşke yazarımıza biri her şeyi yapabileceğini, bişiy seçmek zorunda olmadığını söyleyebilseydi.
Burada çok güzel analizleri var romanın, ben burada sadece kendime not bırakıyorum. Ben bu kitabı maalesef ki bir başka yazarın kendi