ikbal

Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

ikbal

, bir kitap okudu
Puan vermedi·224 syf.·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2025 00:00
·
2025 10. kitabı
Ben, kırk sekiz yaşındaki Türkan, bütün yaşamımı durarak geçirmiştim. Bütün yaşamımı birilerinin yanında durarak geçirmiştim. Birilerinin bana açtığı boşluklara sığmış, taşmamış, yükselmemiş bile ama kurumamış da, orada eski bir göl gibi durup beklemiştim. O kadar uzun zaman durmuş bir şeyi yerinden hareket ettirmek, bir karavanı otoparktan çıkarmaktan fazlasıydı benim için. Ben bugüne kadar hiç yegâne öznesi olduğum bir işe kalkışmamıştım. Hiç kendi kaderimi tayin edecek bir adım atmamış, ekseriyetle bana gösterilen yere ilişmiş, bundan şikâyet etmemiş ama şimdilerde yeni yeni ve epey sarsılarak fark ettiğim şekilde bu sınırları belirlenmiş hayattan sandığım kadar tatmin olmamıştım. Bir şeyler eksik kalmış gibi geliyordu. Bunu ilk kez, zor rüyalardan uyanıp karavanın içinde otururken hissediyordum, gündüz beni pek yoklamayan bu duygu o uykuyla uyanıklık arasındaki zamansız ve mekansız saatlerde çok derin bir yerde kımıldanıp duruyor, bana "Hadi" diyordu, "hadi şimdi sırası geldi, artık sadece sen varsın." Bu, bir ihtimaldi elbet. Atacağım adıma çok büyük anlamlar yüklemekten geri duruyordum, ben o serüvenci insan değildim, "Bir gün yola çıktım ve bütün hayatım değişti" demeyecektim muhtemelen ama değişebilecek şeyler olduğunu biliyordum. Bunun kokusunu alyordum. Beni durdurmaya çalışan endişe de galiba gücünü bundan alıyordu. Hayatım boyunca kendimi bir arada tutmak için çok çaba sarf etmiştim. Dökülüp dağılmaya teşne parçalarımı öyle sağlam bir tutkalla yapıştırmam gerekmişti ki, bu sağlamlık beni galiba taşa çevirmişti. Taş yerinde ağırdı. Şimdiyse o taşı yerinden kaldırmam gerekiyordu, belki de yolda başına ne gelir diye düşünmeden, öyle bayırdan aşağı yuvarlamam.
Sayfa 51 - İletişim Yayınları, 5. Baskı·Kitabı okudu
Pencerenin dışından bizi görenin ikimizi dünyanın en mutlu ailesi sanacağı o kahvaltı anlarını içime çekmek isterdim, hiç bitmesin, Orhan bardağındaki son yudumu içip, sandalyesinden kalkıp, kayığına binip, kendi adasına doğru koridorda yavaş yavaş uzaklaşmasın, bardaklar hep yeniden dolsun, altı hiç kapanmasın çayın. Ben bütün bunlarla, senden kalan bunca şeyle, bunların hepsiyle ne yapacağım?
Sayfa 30 - İletişim Yayınları, 5. Baskı·Kitabı okudu
Mutfak masası, odasının dışında buluştuğumuz tek yerdi. Anakaramızdı. Herkes sabahları kendi uzak adasından bir kayığa biner, mutfağa doğru usulca kürek çekerdi. Kahvaltıyı önemserdi Orhan. Başka öğün için masaya oturmaz ama her sabah benden önce kalkıp, o sofrayı mutlaka kurardı. Mutfaktan gelen çağrısıyla handiyse dondurmacıya koşan çocuk gibi koşardım o masaya.
Sayfa 29 - İletişim Yayınları, 5. Baskı·Kitabı okudu