... Pek çoğuna göre tefekkürün özü akıl yerine kalbin düşünmesidir. Eğer tefekkür akılla sınırlı kalırsa gerçekler yerine, nesnelerin hakikatine ayna olan suretleri görünür, aynanın kendisi görünmez. Tefekkürün kalple sınırlı kalması durumunda ise kalp gözü devreye girer ve yaratılmışlar yaratıcı gerçeğe ayna olur, gerçek görünür, nesneler görünmez. Tefekkürün hem akıl hem kalp ile gerçekleşmesi halinde ise yaratılmış nesnelerle gerçek birbirini perdelemez, aynı varlık bir açıdan halk, öbür açıdan Hak olarak gözlenir. Pencereye bakmakla pencereden bakmayı düşünün, birinciler lekeleri görür ama ikinciler güzellikleri seyreder...