Kızarmış ekmeğin üzerine çilek reçeli sürdüğün birini asla unutamıyorsun.” demişti kadın. Unutamayışın her konusu açıldığında bu birlikteliğin yazgısının ayrılık olacağını, birlikteliğin içindeyken dahi sessiz bir şekilde hisseder gibiydiler. Cümlelerinin arasına gizlenmiş olan bu eylemin gerçekleşeceğine dair inançlarını kırmak için, anı diye biriktirdikleri bütün davranışları, eşyaları, yürüyüşleri, bir kalp atımı kadar uzak kalan yolları ve daha binlercesini devamlı ortaya döküyorlardı. Bedelleşmiş bir mutsuzluktan şikâyetçi değildiler, bu mutsuzluğu yan yana sahiplenemeyecek kadar uzaklaşmaktan geliyordu korkuları. Sanki tahribatı ağır bir deprem olmuş da tanıdık bir ses arıyorlarmış gibi geçireceklerdi bu ayrılığı.